Erdoğan Karadeniz’de Doğalgaz Bularak Şapkasından Tavşan Çıkardı Ancak Durum Gerçekten Böyle mi?

Doğalgaz arama çalışmalarında bulunan Fatih gemisi
(Fotoğraf: Mustafa Kamacı / Anadolu Ajansı, Getty Images)

Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iyi haberler vermeye muhtaç bir durumda. Ülkesinde gittikçe kötüleşen iktisadi durum da dahil olmak üzere birçok problem yaşanıyor. Türk yetkililerin döviz rezervinden büyük satışlar yaparak ayakta tutmaya çalıştığı Türk lirası, tüm bu çabalara rağmen geçen hafta en düşük seviyeyi gördü.  İktisatçılar, Merkez Bankasının bu yılın ilk 6 ayında Türk lirasının değerini korumak için 65 milyar dolarlık döviz rezervinden harcama yaptığını tahmin ediyor. Bu rakam geçtiğimiz 12 aya göre 40 milyar dolar fazla ve ağustos ortası itibariyle Bankada kalan döviz rezervi miktarı sadece 45,4 milyar dolar. Erdoğan’ın problemleri yüksek işsizlik, yeniden canlanan koronavirüs salgını ve muhafazakâr kesme hitap etmek üzere yeni kurulan siyasi partilerin onun önünü kesme ihtimali gibi durumları da içeriyor.

Geçmişte, içeride gerçekleşen bir durumda kötüye gidiş görüldüğünde, dış politika krizleri onun yardımına koşuyordu. İç siyasetteki yükselen sesleri dağıtmak için Erdoğan, Suriye’ye birkaç askeri operasyon düzenledi. Bu durum, anketlerde ona geçici de olsa birkaç puanlık katkı sağladı. Ancak bu sefer, Erdoğan’ın dış politikadaki durumu Erdoğan için çözümden ziyade problem haline gelmiş durumda. Suriye’deki durumun çıkmaza girmesinden sonra Türkiye, Libya’ya askeri müdahalede bulundu ve Doğu Akdeniz’de agresif bir strateji güttü. Türkiye, Libya’daki müdahalesini “oyun değiştirici” olarak gösterdi ve BM tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) Akdeniz limanı olan Sirte’yi, Libya’nın doğusundaki petrol alanlarını ve önemli Cufra hava üssünü almak üzere destek verdi. Ancak savaş bu alanın çevresinde durdu ve UMH önceleri General Khalifa Hifter tarafından kabul edilmeyen ateşkesi ilan etti. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki politikası statükoyu değiştirmekte başarısız oldu ve NATO müttefiklerinden ve AB üyelerinden uyarı aldı.

Karadeniz’de Bir Keşif

İçeride ve dışarıda bunca zorlayıcı dinamiklerin arasında kalan Erdoğan, sondaj gemisi Fatih’i Karadeniz’deki enerji kaynaklarını aramaya başlamak üzere görevlendirdi. Gemi araştırma yapmaya başladıktan 1 ay sonra Erdoğan’ı beklediği iyi haber geldi. Erdoğan, Türkiye’nin tarihindeki en büyük doğalgaz keşfini Karadeniz’de Zonguldak açıklarında bulduğunu belirtirken coşkulu bir şekilde “Allah bizim için eşi benzeri görülmemiş bir refahın kapısını açtı” dedi. 320 milyar metreküplük gazın 2023 itibariyle, cumhuriyetin 100. yıldönümünde, tüketicilere ulaştırılacağının sözünü verdi. 2019’da Türkiye’nin kanıtlanmış doğalgaz rezervi 5 milyar metreküpten azdı. Fatih hakkında konuşurken, Türkiye’nin, Erdoğan’ın damadı olmasından dolayı muhalefetçe eleştirilen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak “Bu keşif yüksek ithal faturalarından dolayı gittikçe artan Türkiye’nin cari açığını azaltmaya yardımcı olabilir” ifadelerini kullandı. 

Muhalefet partileri hemen Erdoğan’ı tebrik ettiler. İç ve dış politika analistleri, bu keşfin Türkiye’nin Rusya üzerindeki enerji bağımlılığını önemli ölçüde azaltacağını düşünüyorlar. Ancak endüstri uzmanlarının bu konuda şüpheleri var. Ankara, yapılan keşfin teknik detayları hakkında çok kesin bilgiler vermedi. Sadece tahmini rezerv bilgilerini ve bulunması muhtemel alanın yaklaşık yüz ölçümünü verdi. Bu da keşfin fizibilitesi hakkında sorulara neden oldu. Resmî açıklamalara göre, keşfin ardındaki devletin sahibi olduğu TPAO, Tuna-1 bölgesinde sadece bir kuyu açılmasının ardından haberi verdi ve öngörülerini paylaştı. Tek bir keşif bütün alanı keşfetmeye yeterli olabilir ancak büyüklüğünün tahmini için daha kapsamlı bir yaklaşımın uygulanması gereklidir. Bu, şirketin yalnızca sürecin ilk aşamalarında olduğunu ve keşfin gerçek boyutunu belirlemek için daha fazla araştırma yapması gerektiğini gösteriyor. Aşağıda olduğu gibi, konvansiyonel petrol ve doğalgazın, hayat döngüsü içerisinde keşiften üretimine kadar birçok aşamadan geçmesi ve TPAO’nun daha çok kuyu açarak tekniksel olarak alınabilecek rezerv miktarını bulması gerekiyor.

Konvansiyonel Petrol ve Gaz Sahası Yaşam Döngüsü

Doğalgaz keşfi ve Türkiye
(Kaynak: Paulauskiene, Tatjana. (2018). Petroleum Extraction Engineering. 10.5772/intechopen.70360.)

Nasıl bir etkisi olacak?

Keşfin hem Türkiye’nin kendi enerji hedefleri hem de Rusya ile olan bağları için bir oyun değiştirici olup olmadığı konusunda akıllarda sorular var. Türkiye enerjiye bağımlı bir ülkedir ve tarihsel olarak bakıldığında doğalgazını tedarik etmek için Rusya’ya aşırı derecede bağımlıdır. Ancak, ülkenin Rusya’dan ithalatının yılın ilk yarısında yüzde 41,5 azalarak 4,7 milyar metreküpe düşmesi ile bu durum son zamanlarda değişti. Rusya’dan yapılan ithalat azaldığı için Azerbaycan’dan gelenler yüzde 23,4 artışla 5,44 milyar metreküpe yükseldi. Türkiye, 2020 Ocak – Haziran döneminde yüzde 44,8 artarak sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatını da artırdı ve ABD, Nijerya, Cezayir ve Katar’ın yanı sıra Rusya’dan gelen yüklerle 10,3 milyar metreküpe ulaştı. Doğu Akdeniz ve Karadeniz havzalarında LNG ithalat tesisleri ekledi. Geçen yıl Ankara’ya en büyük doğalgaz tedariki sağlayan Moskova, şu anda Ankara’nın dördüncü en büyük gaz tedarikçisi konumunda yer alıyor.

320 metreküplük bir keşif, 2009 yılında Doğu Akdeniz’de İsrail açıklarında yapılan ilk önemli keşif olan Tamar sahasına benzer büyüklükte, küçük bir keşiftir. Rezervler kanıtlanırsa, Türkiye Rus doğalgazına olan bağımlılığını daha da azaltabilir, ancak mevcut keşif, hükümetin Türkiye’yi bir enerji merkezine dönüştürme hayalini gerçekleştirmek için tek başına yeterli değil. Ancak bu durum, ülkenin ithalat faturasının önemli ölçüde azalmasına yardımcı olacak ve altı ila yedi yıl boyunca iç talebi karşılamak için yeterli olacaktır. Türkiye’nin bir merkez haline gelebilmesi için hâlâ iç doğal gaz piyasasını serbestleştirmesi ve gaz depolama kapasitesini artırması gerekiyor.  

Son gaz bulgusu da Rusya ile Türkiye’nin mevcut enerji dinamikleri önemli ölçüde değiştirmek için çok az şey yapacaktır.

Son gaz bulgusu da Rusya ile Türkiye’nin mevcut enerji dinamikleri önemli ölçüde değiştirmek için çok az şey yapacaktır. Ankara’nın Moskova ile doğalgaz ithal etmek için imzaladığı sözleşmeler, Türkiye’yi “her yıl ilgili tedarikçiden belirli sayıda hacimlerde boru taşımaya ya da buna göre mali açıdan tazmin etmek” zorunda bırakan “al ya da öde” prensibiyle çalışıyor. Türk kamu kuruluşu BOTAŞ, mevcut bulguyu pazarlık kozu olarak kullanabilir ve Rusya’dan veya diğer tedarikçilerden fiyatlarını düşürmelerini veya al ya da öde şartından feragat etmelerini isteyebilir.

Diğer taraftan, Ruslar ise pek endişeli görünmüyorlar. Rus medyası, Türkiye’nin son dönemdeki keşfini kapsamlı bir şekilde ele almasına karşın, Moskova bu keşfin bir oyun değiştirici olmadığını anlayacak kadar uzun süredir bu işin içinde. Bu bağlamda, Türkiye’nin açıkladığı muhtemel rezervlerin toplam hacmi, Rus Gazprom’un bu yıl ihraç etmeyi beklediği miktarın yaklaşık iki katı kadardır. Hatta çok sayıda Rus uzman, mevcut düşük fiyat ortamı göz önüne alındığında, Türkiye’nin kaynaklarını geliştirmek yerine doğalgaz ithal etmeye devam etmesinin daha mantıklı olacağını bile savundu.

Gözler Seçimde

Ancak Erdoğan, keşfin büyük bir haber olduğu ve Türkiye’nin enerji bağımsızlığına giden yolun henüz başlangıcı olduğu konusunda ısrar ediyor. Bugüne kadar muhalefet de buna inanmışa benziyor. Muhalefet partileri, Erdoğan’ın “tarihi açıklamasının” erken seçimlerin habercisi olduğunu düşünüyor. Erdoğan, bir sonraki seçimlerin yapılacağı 2023 yılında sahanın üretime başlayacağını söylediğinde bunun bir seçim yatırımı olduğunu bizzat açıkça ortaya koydu. Ancak bu durum, bu tür derin su rezervleri için çıkarma sürelerinin uzun ve TPAO’nun karmaşık ve maliyetli projeler işletim deneyiminin yoksun olduğu gerçeğini göz ardı eder. Bu da alan geliştirme planını ve programını işlemek için sanayi devlerine güvenmek zorunda kalacağı ve maliyeti artıracağı anlamına geliyor.

Erdoğan’ın koreografisini özenle hazırladığı ve birkaç gün öncesinden bir ipucu bıraktığı duyurusu beklenen sonuçları vermedi. Hafta başında yaptığı açıklamada, cuma günü vereceği müjdeli haberi Türk lirasını haftanın en düşük seviyesinden çıkardı. Ancak ayrıntılar ortaya çıktıktan sonra dolar karşısındaki kazanımını hızla kaybetti. Ekonomistler, bulgunun Erdoğan’ın ve Türkiye’nin ekonomik sorunlarını çözmeyeceği konusunda uyarıyorlar. Bu, ülkenin cari hesap açığını çözmeyecek veya azalan döviz rezervlerini kesinlikle gidermeyecektir. Ayrıca, Türk seçmenlerin ekonomik kaygıları, birkaç yıl içinde gerçekleşebilecek ya da gerçekleşmeyecek enerji faturalarında hafif bir azalmayla hafifletilemeyecek kadar acil ve kapsamlı görünüyor. Bütün bunlar, er ya da geç Erdoğan’ın küçülen şapkasından bir tavşan daha çıkarmak zorunda kalacağı anlamına geliyor.

Çeviri Ekibi

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.