Olağanüstü Karantina Önlemlerinden Sonra Yeniden Hayata Başlamak: Düzensiz ve Belirsiz Toparlanma

Koronavirüs salgını, ekonomileri virüsü kontrol altına alan ve hayat kurtaran kapsamlı karantina uygulamalarının içine itti, ama aynı zamanda Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en kötü durgunluğu da tetikledi. Gelişmekte olan piyasaların ve ekonomilerin çoğunda salgın yayılmaya devam ederken aynı zamanda ülkelerin yüzde 75’inden fazlası yeniden açılıyor. Birçok ülke toparlanmaya başladı. Ancak, tıbbi bir çözüm bulunmadığı sürece, toparlanma durumu oldukça belirsizdir; sektörler ve ülkeler üzerindeki etkisi de düzensizdir.

2020’de daha derin bir durgunluk ve 2021’de daha yavaş bir toparlanma bekliyoruz.

Nisan ayında yayımladığımız Dünya Ekonomik Görünüm Raporundaki tahminlerle karşılaştırıldığında, 2020’de daha derin bir durgunluk ve 2021’de daha yavaş bir toparlanma bekliyoruz. Küresel üretimin 2020 yılında yüzde 4,9 oranında azalacağı, Nisan ayı tahmininin 1,9 puan altında, kısmi toparlanmanın ardından 2021’de yüzde 5,4 oranında da büyüyeceği tahmin ediliyor.

Toparlanma ve resesyon

Bu tahminler, küresel ekonomide iki yıl (2020-21) içinde bu krizden 12 trilyon doların üzerinde bir kayıpla karşı karşıya kalacağımızı göstermekte.

Toparlanma kümülatif veri

Nisan ayından itibaren olan bu düşüş, bu yılın ilk yarısında beklenenden daha kötü sonuçlar ortaya çıkmasını , bu yılın ikinci yarısında ise daha kalıcı bir sosyal mesafe beklentisini ve arz potansiyeline verilen zararı yansıtıyor.

Yüksek Belirsizlik

 Geleceğe yönelik iyi ve kötü ihtimallerle birlikte, bu tahminler büyük çaplı belirsizliklerle doludur. İyi tarafından bakarsak, aşıların, tedavilerin gelişmesi ve ek politika desteği ekonomik faaliyetlerin daha hızlı bir şekilde yeniden başlamasına yol açabilir. Kötü tarafı ise, daha fazla enfeksiyon dalgası artan hareketliliği ve harcamaları tersine çevirebilir ve mali alanı hızla daraltarak borç sıkıntısını tetikleyebilir. Jeopolitik ve ticari gerginlikler, ticaretin yüzde 12 civarında çökmesinin öngörüldüğü bir dönemde hassas küresel ilişkilere zarar verebilir.

Sıra Dışı Bir Toparlanma

Benzeri olmayan bu krizin benzeri olmayan bir toparlanması olacak.

Birincisi, küresel ölçekte krizin eşi benzeri görülmemiş bir şekilde ilerlemesi ihracata bağımlı ekonomiler için toparlanma umutlarını engellemekte ve gelişmekte olan ve gelişmiş ekonomilerin gelir seviyelerinin aynı noktaya gelmesine yönelik beklentileri de tehlikeye atmaktadır. 2020 yılında hem gelişmiş ekonomiler (yüzde -8) hem de gelişmekte olan piyasalar ve ekonomiler (yüzde -3; Çin hariç yüzde -5) için eş zamanlı derin bir resesyon tahmin edilmekte ve ülkelerin yüzde 95’inden fazlasının 2020 yılında kişi başına düşen gelir artışının negatif olması öngörülmekte. Gelişmekte olan piyasalar ve Çin dışındaki gelişmekte olan ekonomiler için 2020-21 yılları arasında GSYİH büyümesinde oluşacak toplam hasarın, gelişmiş ekonomilerdeki hasarı aşması beklenmektedir.

Toparlanma IMF

İkinci olarak, ülkeler tekrar açıldıkça, faaliyetlerindeki toparlanmalar düzensiz olacaktır. Bir yandan, bastırılmış talep perakende gibi bazı sektörlerde harcamaların artmasına sebep olurken, diğer yandan, konaklama, seyahat ve turizm gibi temasın yoğun olduğu hizmet sektörler bunalımlı olmaya devam edecektir. Bu tür sektörlere büyük ölçüde bağımlı olan ülkeler, uzun bir süre boyunca derinden etkilenecektir.

Üçüncü olarak, özellikle tele çalışma seçeneğine sahip olmayan düşük gelirli ve yarı vasıflı işçiler açısından, işgücü piyasası ciddi bir şekilde etkilendi ve rekor bir seviyeye ulaştı. Turizm ve otelcilik gibi emek yoğun sektörlerdeki faaliyetlerin azalması beklenirken, işgücü piyasasında tam bir toparlanma biraz zaman alabilir, bu da gelir eşitsizliğini kötüleştirebilir ve yoksulluğu artırabilir.


Olağanüstü politika desteği yardımcı oldu.

Olumlu tarafta, toparlanma, özellikle gelişmiş ekonomilerde, gelişmekte olan piyasalarda ve mali alanla daha kısıtlı olan gelişmekte olan ekonomilerde daha az ölçüde, istisnai politika desteğinden yararlanmaktadır. Küresel mali destek şu anda 10 trilyon doların üzerinde seyrederken, para politikası faiz indirimleri, likidite enjeksiyonları ve varlık alımlarıyla önemli ölçüde genişlemiştir. Pek çok ülkede, bu önlemler geçim kaynaklarını desteklemeyi başarmış ve büyük çaplı iflasları önleyerek kalıcı hasarların azaltılmasına ve toparlanmaya yardımcı olmuştur.

Özellikle büyük merkez bankalarının bu olağanüstü desteği, kötü ve gerçek sonuçlara rağmen mali koşullarda güçlü bir toparlanmaya yol açmıştır. Hisse senedi fiyatları toparlandı, kredi marjları daraldı, gelişmekte olan piyasa ve gelişmekte olan ekonomilere portföy akışı istikrar kazandı ve ciddi bir şekilde değer kaybeden para birimleri güçlendi. Politika desteği, bir mali krizi önleyerek daha kötü ve ciddi sonuçların önlenmesine yardımcı oldu. Aynı zamanda, reel ve finansal piyasalar arasındaki kopukluk aşırı risk alma endişelerini gündeme getirmekte ve bu da önemli bir güvenlik açığı oluşturmaktadır.

Kritik safhayı atlatmış değiliz.

Muazzam belirsizlik göz önüne alındığında, politika yapıcılar tetikte olmalı ve durum ilerledikçe politikaların uyum sağlaması gerekmektedir. Özellikle enflasyonun baskı altında kalması beklenen ülkelerde, maliye ve para politikasından gelen önemli ölçüde desteğin şimdilik devam etmesi gerekiyor. Aynı zamanda, ülkelerin uygun mali muhasebe ve şeffaflığı sağlamaları ve para politikasının bağımsızlığından ödün vermemeleri de gerekiyor.

Ülkeler yeniden açılsa bile öncelik sağlık risklerini yönetmektir. Bu da sağlık kapasitesi, yaygın test, izleme, izolasyon ve güvenli mesafe (ve maske takma) uygulamalarını devam ettirmeyi gerektirir. Bu tedbirler virüsün yayılmasını kontrol altına almaya yardımcı olurken aynı zamanda halka yeni salgınların düzenli bir şekilde ele alınabileceği konusunda güvence verebiliyor ve böylece ekonomik aksaklıkları en aza indiriyor. Uluslararası toplum, sağlık kapasitesi sınırlı olan ülkelere mali yardım ve uzmanlığı daha da genişletmelidir. Aşı ve tedavilerin yeterli ve uygun fiyatlı üretim ve dağıtımını sağlamak için daha fazlasının yapılması gerekir.

Faaliyetlerin sağlık krizinden dolayı ciddi bir şekilde kısıtlandığı ülkelerde, doğrudan etkilenen kişilerin işsizlik sigortası, ücret sübvansiyonları ve nakit transferleri yoluyla gelir desteği almaları gerekir. Etkilenen firmaların da vergi ertelemeleri, krediler, kredi garantileri ve hibelerle desteklenmesi gerekmektedir. Büyük kayıt dışı sektörlere sahip ülkelerde işsizlere daha etkin bir şekilde ulaşabilmek için, dijital ödemelerin ölçeklendirilmesi yerel yönetimler ve toplum kuruluşları aracılığıyla yönlendirilen gıda, ilaç ve diğer temel ihtiyaçlar için ayni destekle tamamlanması gerekecektir.

Yeniden açılmaya başlayan ve toparlanmanın sürdüğü ülkelerde, politika desteğinin gitgide insanları işe dönmeye teşvik etmeye ve işçilerin artan talebi olan sektörlere yeniden tahsis edilmesini kolaylaştırmaya ve daralan sektörlerden uzaklaşmaya doğru kayması gerekecektir. Bu durum, uzun vadeli işsizlik riski ile karşı karşıya olan işçileri hedef alan işçi eğitimi ve işe alma sübvansiyonları için yapılan harcamalar şeklinde olabilir. Bir toparlanmayı destekleme süreci, bilançoları düzenlemek ve borç fazlalarını gidermek için yapılacak eylemleri de içerecektir. Bu da sıkıntılı borçların yeniden yapılandırılması ve elden çıkarılması için güçlü iflas çerçeveleri ve mekanizmaları gerektirecektir.

Politika desteği de yavaş yavaş hedef odaklı olmaktan daha geniş tabanlı olmaya kaydırılmalıdır. Mali olanakların izin verdiği ülkelerde toparlanmayı hızlandırmak ve uzun vadeli hedefleri desteklemek adına çevre için faydalı olan kamu yatırımlarının üstlenilmesi gerekir. En savunmasız olanları korumak adına, genişletilmiş sosyal güvenlik ağı harcamalarını bir süre için arttırmak gerekli olacaktır.

Uluslararası toplum, gelişmekte olan ekonomilerin ayrıcalıklı finansman, borç ertelemesi ve hibeler yoluyla kritik harcamaları finanse edebilmelerini sağlamalıdır. Uluslararası toplum aynı zamanda gelişmekte olan piyasa ve ekonomilerin, finansal piyasa istikrarını, merkez bankası takas hatlarını ve küresel bir finansal güvenlik ağının devreye alınmasını sağlayarak uluslararası likiditeye erişebilmelerini sağlamalıdır.

Bu kriz aynı zamanda orta vadeli sorunları da beraberinde getirecektir. Kamu borcunun bu yıl hem gelişmiş hem de gelişmekte olan piyasa ve ekonomilerde GSYİH açısından tarihin kayıtlı en yüksek seviyesine ulaşması öngörülmektedir. Ülkeler, savurgan harcamaları kısarak, vergi tabanını genişleterek, vergiden kaçınmayı en aza indirerek ve bazı ülkelerde vergilendirmede daha fazla ilerleme kaydederek orta vadeli konsolidasyon için sağlam mali çerçevelere ihtiyaç duyacaktır.

Toparlanma IMF borç verileri

Aynı zamanda bu kriz, yeni, temiz ve dijital teknolojilere ve daha geniş sosyal güvenlik ağlarına yapılan yatırımlarla daha üretken, sürdürülebilir ve eşitlikçi bir büyümeye geçişi hızlandırmak için bir fırsat sunuyor.

Küresel iş birliği, gerçek bir küresel krizle başa çıkmak için çok önemlidir. Çok taraflı kurallara dayalı ticaret sistemini geliştirirken ticaret ve teknolojideki gerginlikleri gidermek için tüm çabalar gösterilmelidir. IMF, yeterli uluslararası likidite sağlamak, acil durum finansmanı sağlamak, G20 borç servisi askıya alma girişimini desteklemek ve bu eşi benzeri görülmemiş kriz sırasında ülkelere tavsiye ve destek sağlamak için her şeyi yapmaya devam edecektir.

Çeviri Ekibi

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.