Koronavirüs Sonrası Ekonomi Politikaları

Son üç aylık dönemde ülkemizi ve bizleri de etkisi altına alan Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs ekonomi politikalarını da etkiledi. 2008 krizinden bu yana toparlanma arayışında olan buna karşın yavaş bir seyirde ilerleyen ekonomi koronavirüs salgınının ortaya çıkmasıyla birlikte beklenmedik bir darbe aldı. Salgının yayılmasını önlemek adına karantina kapsamı altında kapatılan işletmeler, faaliyetlerini durduran sanayi kuruluşları gibi pek çok kurum kapasitesinin altında çalışmaya başladı. Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuzda insanları salgının yanısıra ekonomik sıkıntılar ile karşı karşıya getirmemek adına devletlere büyük bir görev düşüyordu. Koronavirüs ile mücadelede devletlerin alacağı ekonomik önlemler politikanın iktidar mücadelesini de yakından ilgilendiriyordu. Birçok devlet 1945’teki Büyük Buhran ile kıyaslanan yaşanılan bu ekonomi çıkmazını çözmek adına ardı ardına maliye ve para politikalarını kapsayan olağandışı önlemler açıkladı. Bu önlemler farklı iktisadi yorumları da beraberinde getirdi.

Krize Yönelik Çözüm Önerileri

Birtakım iktisatçılar sistemik bir krizin içinde bulunduğumuzu ve bunun sistemin sorunlu araçları ile çözülemeyeceğini dile getirirken (Friends of the Earth International, 2020) bir başka grup ise sistemik bir krizden ziyade araçların değiştirilmesini savunmaktadır.

Daha önce dünya ekonomilerinde yaşanılan krizlerde piyasa ekonomisinin terk edilmesinden ziyade ona entegre edilecek yeni araçları ortaya koymaya çalışan ekonomistler bu krizde de bir sistem değişikliğinden ziyade yine ortaya çıkan krizi kendi dinamikleri içerisinde çözmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşımın devam edeceğini varsayarak post koronavirüs dönemi ekonomi politikalarının gidişatı ile ilgili görüşler sunmaya çalışacağım.

Makroekonomi politikalarında genel olarak ayrım devletin rolü üzerinden yürütülmektedir. Bir kesim devletin piyasaya fazla müdahalede bulunmasının zararlı olduğunu düşünürken buna karşın diğer bir kesim ekonomik gelişmenin önemli bir kısmını devletin ekonomideki aksiyonlarının oluşturduğunu savunmaktadır. Bu iki kesim arasındaki tartışma, John Maynard Keynes’in 1936 yılındaki çalışması ile devletin ekonomide önemli bir role sahip olduğu 1950 ve 1960’ların sonuna dek süren bir dönemle gün yüzüne çıkmıştır. Bunu takip eden süreçte 1970’lerde ortaya çıkan petrol krizi ve diğer krizler devletlerin rolünün azalmasını isteyen kesimlerin zaferi ile sonuçlanmıştır.

Günümüze kadar gelen süreçte maliye politikalarından ziyade para politikalarını daha fazla ön plana alan neoliberal ekonomi politikalarının uygulanmasına da yol açmıştır. 2008 krizinde ise para politikalarının beklenen etkiyi yaratamaması, devletin rolünün tekrardan tartışmaya açılmasına sebep olmuştur. 2019 yılında ortaya çıkan ve halen bizlerle birlikte olan salgın ise ekonomilerin yavaş yavaş toparlanmaya çalıştığı bu on yıllık periyotta büyük bir çöküşe neden olmuştur. Bu süreçte artık alışılagelmiş para politikalarının yeterli olmadığı ortadadır. Devletlerin ise rolü artma eğilimindedir. Bu eğilimin birçok iktisadi sebebi mevcuttur. Bu iktisadi sebepleri daha yakından incelememiz bu durumu anlamamızı kolaylaştıracaktır.

Para Politikalarının Etkinliğini Kaybetmesi

Likidite Tuzağı

Merkez bankalarının en önemli politika araçlarından biri para arzıdır. Ekonominin durgunlaştığı veyahut kriz içinde bulunduğu dönemlerde merkez bankaları piyasadaki tüketim iştahının düşmemesi için para arzını arttırır. Bunu duyurma yöntemi ise açıklanan faiz oranlarıdır. Faiz oranlarını düşürerek para arzı artışının sinyalini verir. Bu sayede milli hasılanın önemli kısımları olan tüketim ve yatırım kalemleri pozitif yönlü bir ivme kazanır. Fakat teorik olarak tutarlı görünen bu durum günümüzdeki düşük faiz oranları ile pratikte etkisiz hale gelmektedir. Bunu etkisiz kılan şeylerden biri ise likidite tuzağıdır (STIGLITZ & RASHID, 2020). Likidite tuzağı durumu ise merkez bankasının para arzı artırımının artık faizleri düşüremeyeceği anlamına gelmektedir (Eğilmez, 2012). Bu her faiz seviyesinde gerçekleşen bir olgudan ziyade %0’a yakın faiz oranlarında karşı karşıya kalınan bir durumdur.

Dünyanın önde gelen ekonomilerinden olan Avrupa ve Birleşik Devletler ise bu durumla karşı karşıyadır. Bu ülkeler artık para arzı artırımı ile faizin daha fazla düşürülemeyeceği seviyelerde bulunmaktadır (Euro Area Interest Rate, 2020). Bunun anlamı ise para arzı artışının artık ekonomik canlanmaya sebep olamamasıdır. Buna çözüm olarak ise bu ülkelerin çoğu geleneksel olmayan olağandışı politikalar uygulamanın yanısıra devletin rolünü öne çıkaran maliye politikalarını da gündemine almaya başlamıştır.

Koronavirüs Para Politikaları
Çin ve Türkiye gibi ülkelerin Avrupa ülkelerinden ve Birleşik Devletler’den daha düşük çaplı bir mali teşvik paketi açıkladığı görülmektedir. ( Grafik Atlantic Counsil web sayfasından alınmıştır.)

Koronavirüs süreciyle birlikte 2008 krizinden bu yana düşük oranlarda seyreden faizin ekonomide tekrar etkin hale gelmesi ise kısa vadede pek mümkün gözükmüyor. Buna ek olarak ekonominin büyük krizler ile boğuşmadığı durumlarda merkez bankalarının büyük bir politika kozu da elinden alınmış görünüyor. Fakat bu yönelimi faiz oranları bu kadar düşük seyretmeyen ve yüksek borç tehlikesi ile karşı karşıya kalan ülkeler için söyleyemeyiz. Bu devletler para arzı yolu ile kendilerine alan açmaya çalışmakta ve Avrupa ve Birleşik Devletler’e nazaran az miktarda mali teşviklerde bulunmaktadır. Hatta bu teşviklerin milli gelire kıyasla 2008 krizinde alınan teşviklerden de düşük seyrettiği unutulmaması gereken bir detaydır (Atlantic Council, 2020).

Tasarrufların Artması

Para politikalarının etkinliğini kaybetmesinin bir başka sebebi ise düşük faiz ile artması beklenen tüketim ve yatırım kalemlerinin artmamasıdır. Buna karşın tasarruf oranlarının artması genişlemeci para politikalarını daraltıcı bir hale getirmektedir (Aizenman, Cheung, & Ito, 2016). Düşen faiz oranlarıyla tasarruflar üzerinde gelir ve ikame etkisi olmak üzere iki etki gözlemlenmektedir. Faizin düşmesi tasarrufların daha az cazip gelmesine sebep olarak ikame etkisine yol açmaktadır. Buna karşın faizin düşüşü gelirin azalmasına sebep olduğundan tasarruflarda da artışa yol açmakta ve gelir etkisini sergilemektedir (Pettinger, 2018). Bu iki etkiyi ele aldığımızda gelir etkisinin baskın çıkması genişlemeci olan para politikasının daraltıcı bir hale dönüşmektedir. Bu durumda da devletlerin sunduğu mali teşvikler daha önemli hale gelmektedir.

Kamu Hizmetlerinin Gerekliliği

Politikanın sosyoekonomik bir krizin içinde bulunduğu bu günlerde ise devletlerin tavırları büyük bir önem kazanmıştır. Birleşik Devletler’de seçim öncesinde karşılaşılan bu durum iktidarın işini zorlaştırırken devletin sağlık alanında ve diğer alanlarda rolünün az olmasından dolayı alınacak önlemleri de tartışmalı hale getirmiştir. Bir kesim uygulanan karantinanın gerekliliğini savunurken diğer bir kesim ekonominin yaşayacağı sıkıntıları aşmak adına karantina uygulamalarını gevşetmeyi savunmaktadır (Krugman, 2020). Avrupa’da ise İspanya, İtalya ve İngiltere gibi devletler ilk anda krizle mücadelede yetersiz kalmıştır. Bunları göz önüne aldığımızda hem toplumsal huzuru korumak adına hem mevcut iktidarını sürdürmek adına bu devletler önceki dönemlere nazaran mali politikaları daha fazla ön plana çıkaran teşvik paketleri açıklamıştır. Sağlık alanında görülen yetersizlikler de devletin genel ihtiyaca hitap eden kamu hizmetlerinde de rolünün tartışmaya açılmasına sebep olmuştur. Kamu hizmetlerinin genişlemesi ve devletlerin bu hizmetleri daha fazla insana ücretsiz bir biçimde ulaştırmasının gerekliliği hissedilmeye başlanmıştır.

Koronavirüs Ekonomi Kamu Hizmeti
Fotoğraf covidphotodiaries isimli Instagram hesabından alınmıştır.

Son Notlar

Devletlerin para politikalarında yeterli alana sahip olmaması ve ortaya çıkan kamu hizmetleri yetersizliği devletlerin direkt olarak mali teşviklerle ekonomiyi canlandırmasını zorunlu kılmıştır. Bu eğilimi bütün ülkeler adına söylememiz ise pek mümkün gözükmüyor. Çünkü yüksek borç oranlarına (Tiftik & Mahmood, 2020) ve yüksek faiz oranlarına sahip olan ülkeler geleneksel para politikaları ile karşılaştıkları krize çözüm bulmaya çalışıyor.

Kaynakça

Aizenman, J., Cheung, Y.-W., & Ito, H. (2016, Aralık 3). The interest rate effect on private saving: Alternative perspectives. VOX CEPR Policy Portal: https://voxeu.org/article/interest-rate-effect-private-saving adresinden alındı

Atlantic Council. (2020, Nisan 26). How does the G20 COVID-19 fiscal response compare to the Global Financial Crisis? Atlantic Counsil: https://www.atlanticcouncil.org/blogs/econographics/how-does-the-g20-covid-19-fiscal-response-compare-to-the-global-financial-crisis/ adresinden alındı

Eğilmez, M. (2012, Aralık 18). Likidite Tuzağı. Kendime Yazılar: http://www.mahfiegilmez.com/2012/12/likidite-tuzag.html adresinden alındı

Euro Area Interest Rate. (2020, Haziran 4). TRADING ECONOMICS: https://tradingeconomics.com/euro-area/interest-rate adresinden alındı

Friends of the Earth International. (2020, Nisan 15). COVID-19 crisis is a wake up call for system change: https://www.foei.org/news/covid-19-coronavirus-crisis-system-change adresinden alındı

Krugman, P. (2020, Nisan 20). The Right Sends In the Quacks. The New York Tİmes: https://www.nytimes.com/2020/04/20/opinion/coronavirus-conservatives.html?auth=login-google adresinden alındı

Pettinger, T. (2018, Temmuz 1). How do interest rates affect savers and saving levels? ECONOMICS HELP: https://www.economicshelp.org/blog/102/interest-rates/effect-of-interest-rates-on-savers-and-economy/#:~:text=Income%20and%20substitution%20effect%20of%20higher%20interest%20rates.&text=This%20is%20the%20substitution%20effect,they%20receive%20lower%20inco adresinden alındı

STIGLITZ, J. E., & RASHID, H. (2020, Haziran 6). Which Economic Stimulus Works? Project Syndicate : https://www.project-syndicate.org/commentary/stimulus-policies-must-benefit-real-economy-not-financial-speculation-by-joseph-e-stiglitz-and-hamid-rashid-2020-06?a_la=english&a_d=5ede042ba7d5ee38d8bf4689&a_m=&a_a=click&a_s=&a_p=%2Fsection%2Feconomics&a_li= adresinden alındı

Tiftik, E., & Mahmood, K. (2020, Nisan 6). Global Debt Monitor COVID-19 Lights a Fuse. Institute of International Finance: https://www.iif.com/Portals/0/Files/content/Research/Global%20Debt%20Monitor_April2020.pdf adresinden alındı

Burak TANIR

Orta Doğu Teknik Üniversitesinin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde İktisat bölümü lisans öğrencisiyim. Politika ve felsefe alanlarına da ilgiliyim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.