Kur-Faiz İkilemi

İktisat alanından mezun olmuş ve iktisat ile ilgilenen çoğu insan son birkaç senedir büyük bir soru ile karşılaşıyor: “Dolar neden yükseliyor?” Bu soru Türkiye’nin sıcak gündemi içerisinde önemini korumaya devam ediyor. Bu soruya cevap vermek ise iktisatçılar ve iktisadın takipçileri açısından o kadar da kolay değil. Çünkü döviz kurlarını etkileyen durumlar farklılık gösterebiliyor. Bu durumların hangisinin daha baskın olduğunu bulmak ise iktisatçıların bir başka büyük sorusu.

Döviz kurlarını etkileyen tüm değişkenlerin neler olduğuna bu kısa yazıda değinemeyiz ama genel bir çerçeve çizmek adına bir çaba sergileyeceğiz. Döviz kurlarındaki gördüğümüz ani değişimler hem ekonomik hem de politik olmak üzere birçok sebebe sahiptir.

Bu değişiklikler ülkedeki iktidarın kötü ekonomi politikalarından, dış politikadaki gelişmelerden, ve hatta şu anda gördüğümüz gibi bir salgından dolayı da ortaya çıkabilir.

Türkiye’nin döviz kurları sebebiyle şu anda içinde bulunduğu durum ise kaçınılmaz bir ikilemin sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Faiz ve döviz kurları arasında oluşan bu ikilemi biraz daha yakından inceleyip neden bu ikileme mahkum olduğumuzu anlamak ise bizleri daha makul bir çerçeve ile başbaşa bırakacaktır.

Döviz Kuru Nedir? Nasıl Şekillenir?

Döviz kuru geleneksel fiyat sisteminin dayandığı en temel ilişkiye yani arz-talep arasındaki mühim ilişkiye dayanmaktadır (Alkin, 1992). Bu ilişkide dövize olan talep ile döviz arzının dengeye geldiği nokta ise bizlere her gün ekranlarda gördüğümüz güncel kurları vermektedir.

kur piyasası grafiği

Dövizi etkileyen unsurlar, aslında dövize olan talebi ve dövizin arzını etkileyen sebeplerden meydana gelmektedir. Örnek vermek gerekirse enflasyonun yüksek ve belirsiz olduğu ülke ekonomilerinde insanlar paralarını yerel para biriminden güvenli diğer para birimlerine dönüştürür. Bu durum dövizdeki talebin artmasını tetikleyen bir durumdur. Arz yönlü bir örnek vermek gerekirse yabancı ülkenin açık piyasa işlemleri ile döviz arzını arttırması bunun sonucunda ise dövizin düşüşünü söylenebilir.

kur piyasası grafiği 2

Karşımıza çıkan faiz-döviz kuru ikilemi ise bu arz-talep mekanizmasındaki değişiklikler sebebiyle bizi ilgilendirmektedir. Birçok iktisatçı 2018 yazında karşılaşılan döviz krizinden bu yana faizin kurlardaki rolünü vurgulamaktadır. Bu dönemde de vurgulanan faiz-kur ilişkisi ise politikacıları büyük bir ikileme sürüklemektedir.

Faiz ve Kur Arasındaki İlişki

İktisatta uzlaşmanın olduğu önemli konulardan birisi de bu iki parametre arasındaki ilişkidir. Faizin düşmesi ile kur değerleri yükselmekte (Blanchard, 2017) ve TL değer kaybetmektedir. Buna karşın faizin yükselişi ile kur değerleri düşmekte ve TL değer kazanmaktadır.

Resmi bu ilişki ile sınırlı tuttuğumuzda belki de merkez bankasının faiz arttırımına gitmesini beklemek en makul seçenek olacaktır. Buna karşın faizdeki değişim sadece kuru etkilemekle kalmaz bunun yanısıra GSYİH’ı da etkilemektedir.

Ekonomi alanında en önemli göstergelerden biri olan GSYİH (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla) ise basit bir tabirle ekonominin belirli bir dönemde ne kadar mal ve hizmet ürettiğini veya tükettiğini ölçen parametredir (Eğilmez, 2009). Tüketim yönünden GSYİH’ı ele alırsak faizlerin düşmesi ile birlikte yatırım ve tüketim kalemleri artacak ve kurda yaşanan yükseliş ile birlikte net ihracat gelirleri de yükselecektir. Buna karşın faizin yükselişi bizlere tam tersi bir senaryoyu sunacaktır.

Mevcut iktidarın geçmişte kullandığı en önemli propaganda araçlarından biri olan büyüme oranları şu anda da önemini muhafaza etmektedir. Bunu son dönemde kurdaki değişimler hakkındaki sorulara Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği cevapla da görmek mümkün. Büyüme oranları ise temel olarak GSYİH üzerindeki değişimler üzerinden hesaplandığından mevcut iktidarın karşısına çıkan bu ikilem daha net bir şekilde arzı endam etmektedir.

İkilemin Ortaya Çıktığı An

Koronavirüs süreci ile birlikte alınan önlemlerle dünya ekonomileri büyük bir çıkmaza girerken Türkiye’nin de bu durumdan etkilendiği görmekteyiz . Türkiye’nin aldığı tedbirlerin ekonomiye olan yansımaları ile ilgili tahminler de yürütülmekte. Bunlardan biri olan ODTÜ İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Erol Taymaz’ın sunduğu senaryolara (2020) baktığımızda 3 aylık yoğun karantina sürecini ele alırsak en iyi ihtimalle GSYİH’ın %4.5 küçüleceği öngörülmektedir.

Önceki yazımda da bahsettiğim gibi dünyadaki başat ekonomiler olmak üzere tüm ülkeler koronavirüs ile mücadele adına ekonomide sınırları zorlamaktadır. Türkiye de bu büyük önlemlerin getirdiği büyük ekonomik çıkmazı faiz oranlarını radikal bir oranda düşürerek karşılamıştır.

Faizlerin düşmesi ile birlikte kurlardaki düşüş kendini göstermiş ve TL değerini kaybetmeye başlamıştır. Zorunlu olarak ortaya çıkan bu radikal faiz değişimi iktidarı gösterişli büyüme oranları ile Türk lirasının değer kazanması arasında bir seçim yapmaya zorlamaktadır. İkilem ise hem politik hem de iktisadi alanda kendini göstermektedir.

Eğer iktidar faizleri düşük tutmaya devam edip Türk lirasının değer kaybetmesine göz yumarsa büyüme oranları anlamında daha az bir hasarla yılı kapatıp enflasyon ve dövize bağlı borçlara dayanan bir krizle karşı karşıya kalabilir. Diğer seçenekte ise faizler yükselirse Türk lirası şu andaki düşüş trendinden kısa bir süre de olsa kurtulabilir ama mevcut iktidar, ekonomideki son yıllardaki kötü karnesine koronavirüs ile mücadeleden de zayıf not ekleyebilir.

İkileme Alternatifler

Kurda yaşanan bu kabusu sonlandırabilmek adına politika aracı olarak sadece faiz bulunmamakta. Bir diğer deyişle yukarıda bahsettiğimiz ikileme mahkum değiliz.

kur-faiz ikilemi ve imf

Kurun yükselişine karşı mevcut iktidarın önünde 2 seçenek daha bulunuyor: IMF, Swap Anlaşması. IMF ile daha önceden 19 defa stand-by anlaşması imzalayan Türkiye 2008’den bu yana IMF ile anlaşma masasına oturmadı. IMF’nin sağlayacağı destek -garanti edilmese bile- Türkiye’yi şu anda içinde bulunduğu süreçten kurtarabilir. Fakat şunu da unutmamak gerekirki IMF anlaşmaları sadece ekonomi alanı ile sınırlı kalmamakta. Ekonomi bileşenlerini etkileyecek diğer unsurlar hakkında da IMF yükümlülükler getirmektedir. Bu durum iktidarı kendi güç alanını kısıtlama tehlikesi ile karşı karşıya da bırakabilir. Koronavirüs gibi sıkıntılı bir süreç nedeniyle azalan politik güven sebebiyle iktidarın kendi gücünü sınırlamayı kabul etmesi ise pek makul bir seçenek gibi gözükmemektedir.

kur-faiz ikilemi ve jeremy powell
FED Başkanı Jeremy Powell (Fotoğraf / Sarah Silbiger, Reuters)

Merkez bankasının pandemi sürecinin başlangıcından itibaren diğer merkez bankaları ile swap anlaşmaları açısından görüşmeler yürütmesine karşın Türkiye’nin şu ana kadar sağladığı tek kazanım Katar’ın önceki anlaşmaya ek olarak sağladığı 10 milyar dolar. FED’in oluşturduğu swap hattına dahil edilen ülkeler arasında Türkiye’nin bulunmaması da Türkiye’yi faiz-kur ikilemine sürüklemekte.

Son Sözler

Türkiye’nin içinde bulunduğu bu ikilem mevcut iktidarın ekonomi politikalarının bir sonucudur. İçinde bulunduğumuz kur problemini çözmek için sunulan alternatif planlar ise yine bu ekonomi politikaları sebebiyle uygulanamaz durumdadır. Türkiye’nin önündeki bu sıkıntıları aşması için ise sadece politika düzleminde değil ekonomi düzleminde de alışkanlıklarının değişmesi gerekiyor. 2002 yılında mevcut iktidar partisinin sağladığı gibi bir politika-ekonomi birlikteliğini sağlamadan da üretilen çözümler gerçekçilikten yoksun ve kısa vadeli olmaktan öteye geçemiyor.

Kaynakça

Alkin, E. (1992). İktisat. İstanbul: Filiz Kitabevi.

Blanchard, O. (2017). Output, the Interest Rate, and the exchage rate. O. Blanchard içinde, MACROECONOMICS (s. 419). Pearson.

Eğilmez, M. (2009). Makroekonomi: Türkiye’den örneklerle. İstanbul: Remzi Kitabevi.

Taymaz, E. (2020, Nisan 8). Covid-19 tedbirlerinin Türkiye ekonomisine etkisi ve çözüm önerileri. Sarkaç: https://sarkac.org/2020/04/covid19-tedbirlerinin-turkiye-ekonomisine-etkisi-cozum-onerileri/ adresinden alındı

Burak TANIR

Orta Doğu Teknik Üniversitesinin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde İktisat bölümü lisans öğrencisiyim. Politika ve felsefe alanlarına da ilgiliyim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.