Baro Tartışması ve Demokrasi

               Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan baroyla ilgili tartışmayı değerlendirirken, yeni yasayı “nispi temsil” kavramı üzerinden savundu. Nispi temsil kavramı ise demokrasiye ilişkin bir alt kavram olduğundan, konuyu demokrasi üzerinden incelemek daha sağlıklı olacaktır. Böylece hükümetin ve muhalefetin iddiaları da daha kolay değerlendirilebilecek ve kimin, ne derece haklı olduğu daha rahat anlaşılabilecektir.

“Kim Yönetmeli?” Sorunsalı

Demokrasi ve Kim Yönetmeli Sorusu
(Fotoğraf/Background vector created by macrovector_official – www.freepik.com)

               Siyaset düşüncesinin ortaya çıkışından itibaren “kim yönetmeli?” sorusu sürekli tartışma konusu olmuştur (Heywood, Siyaset Teorisine Giriş, 2018, s. 271). Ben de bu yazımda, devletler için makro düzeyde sorulagelen bu soruyu; devlete nispetle daha küçük bir organizasyon olan baro kurumunun yönetimiyle ilgili tartışmaya uyarlamaya çalışacağım.

               Günümüzde, “nasıl yönetilmeli?” sorusunun neredeyse evrensel kabul gören tek bir cevabı vardır: demokrasiyle. Liberal, muhafazakâr, sosyalist, komünist ve hatta faşist tüm politikacılar demokratik manifestolarını ilan ederek demokratik ideallere bağlılıklarını gösterirler (Heywood, Siyaset Teorisine Giriş, 2018, s. 271). Bu bağlamda tekli baro sistemini devam etmesini savunanlar da çoklu baro sistemine geçme imkânının tanınması gerektiğini savunanlar da doğal olarak kendi fikirlerinin “demokratik” olduğunu iddia edeceklerdir. Peki hangi fikir ‘gerçekten’ demokratiktir?

Demokrasi Teorileri
(Fotoğraf/Background vector created by macrovector_official – www.freepik.com)

Demokrasi Teorileri

 1-) Normatif Demokrasi Teorisi

            Demokrasi, halk tarafından yönetilmeyi ifade etmektedir (Heywood, Siyaset Teorisine Giriş, 2018, s. 272). Yani demokratik yönetim -dar anlamıyla- devletin kurucu unsurlarından olan halkın, kendisini kimin temsil edeceğine yine kendisinin karar verdiği yönetim biçimidir. Abraham Lincoln’ün meşhur ifadesiyle “halkın, halk tarafından, halk için yönetimi” olarak da tanımlanabilir (Gözler, 2017, s. 258) (Uygun, ve diğerleri, 2010, s. 22).

 2-) Ampirik Demokrasi Teorisi

            Amprik demokrasi teorisinde, uygulamadaki demokrasinin, ideal demokrasi düşüncesine en çok nasıl yaklaşabileceği ele alınır. Yani realist bir tutum sergilenir: “olması gerekene” değil, “mevcut olana” bakılır. Halkın mümkün olduğu kadar geniş bir kesiminin yine mümkün olduğu kadar uzun bir süre boyunca arzularına cevap verebilen demokrasilerin ortak özellikleri ortaya konur ve bu özellikler üzerinde yoğunlaşılır.

  • Etkin siyasal makamlar seçimle iş başına gelmelidir.
  • Seçimler düzenli aralıklarla tekrarlanmalıdır. Zira demokrasinin tanımı, yalnızca seçimle gelmeyi değil seçimle gitmeyi de kapsar.
  • Seçimler serbest olmalıdır: genel oy, eşit oy, gizli oy ve açık sayım ilkeleri uygulanmalıdır.
  • Birden çok siyasal parti var olmalıdır. Zira örgütlenebilen muhalefetin olmadığı tek partili rejimler demokrasi olarak nitelendirilemezler.
  • Muhalefetin iktidar olma şansı olmalıdır. Yani mevcut azınlığın çoğunluk olma şansı olmalıdır.
  • Temel kamu hakları tanınmış ve güvence altına alınmış olmalıdır: düşünce hürriyeti, basın hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hürriyeti…

Şüphesiz demokrasinin varlığı için başka şartların gerekliliğinden de bahsedilebilir ancak yukarıda sayılanlar demokrasinin olmazsa olmaz şartlarıdır (Gözler, 2017, s. 259, 260, 261).

Demokrasi Anlayışları

1-) Çoğunlukçu Demokrasi Anlayışı

               Çoğunlukçu demokrasi anlayışı temelde iki prensibe dayanır: devlet, çoğunluğun iradesine göre yönetilmelidir ve çoğunluğun kararı her şeyin üstündedir. Her ne kadar aşağıda değineceğim üzere bu anlayış, çoğunluğun dışında kalanlar için büyük sorunlar doğursa da bir takım azınlık gruplarının çoğunluğu yönetmesindense, çoğunluğun azınlığı yönetmesi genel olarak tercih edilmektedir. Çoğunluğun asla yanılamayacağı şeklinde katı düşünceler taşıyanlar olsa da (Rousseau vb.) belirli araçlarla çoğunluğun yoldan çıkmasının önüne de geçilmeye çalışılmaktadır (Gözler, 2017, s. 265, 266).

2-) Çoğulcu Demokrasi Anlayışı

            Çağdaş demokrasi teorisinin bu görüş etrafında şekillendiği söylenebilir (Erdoğan, Çoğulculuk, Çoğunlukçuluk ve Demokrasi, 2019). Toplumun çoğunluk tarafından yönetilmemesi gerektiğini savunmaz ancak azınlıkların da haklarının korunması gerektiğini, çoğunluk yönetimiyle azınlık hakları arasında bir denge kurulması gerektiğini savunur (Gözler, 2017, s. 266). Toplumdaki çeşitlilik ve farklılıklar da ancak bu yolla korunabilir (Uygun, ve diğerleri, 2010, s. 25)

               Çoğunluğun yönetim hakkı mutlak değildir; çoğunluğun yönetme hakkı, azınlığın temel haklarına müdahale sınırını aşana kadar geçerlidir (Gözler, 2017, s. 266). İnsanlar, dünyaya farklı pencerelerden bakıyor olabilirler. Farklı insanların farklı öncelikleri olabilir (Erdoğan, Çoğulculuk, 2005). Ayrıca kamu iyiliği, toplum içinde yapılan özgür tartışma ve pazarlıklar içerisinde ortaya çıkar. Bu nedenlerden ötürü azınlığın temel hakları, çoğunluk karşısında korunmalıdır (Gözler, 2017, s. 266) (Erdoğan, Çoğulculuk, Çoğunlukçuluk ve Demokrasi, 2019).

Demokrasi Eleştirileri

1-) Demokrasiye Yapılan Eleştiriler

  • Demokrasi, çatışmayı ve uyumsuzluğu körükleme eğilimindedir (Uygun, ve diğerleri, 2010, s. 35) (Heywood, Siyaset, 2019, s. 152).  Ahlaki çoğulculuk anlayışının (genel olarak başkalarının fikirlerine de saygı duyma anlayışı) tam oturmadığı ülkelerde fikri ayrılığını daha da derinleştirerek mevcut çatışmaları içinden çıkılamaz bir hale getirebilir.
  • Demokrasi, Batı icadı olduğu için Batılı olmayan ülkelerin tarihi ve kültürel yapılarındaki farklılıklardan ötürü bu ülkelerde tam olarak oturmayabilir. Tam oturmamış bu halin yarattığı bunalımlar da demokrasinin kültür emperyalizmi olarak görülmesine yol açabilir. Haliyle bu bakış açısı da demokrasiyi özümsemek için verilen mücadeleleri sekteye uğratacaktır (Heywood, Siyaset, 2019, s. 152).
  • Zaman zaman iyi eğitimli azınlığın görüşlerinin, bu azınlığa nispeten daha az eğitimli çoğunluk tarafından hiçe sayılması bazı sorunların çözülememesine yol açabilir (Heywood, Siyaset, 2019, s. 152).

2-) Çoğunlukçu Demokrasi Anlayışına Eleştiriler

  • Çoğunluğun iradesinin yanılmaz olduğu ve her zaman kamu yararını amaçladığı varsayımı doğru değildir (Gözler, 2017, s. 266). Mevzubahis varsayım “çoğunluğa başvurma” (Argumentum Ad Populum) safsatasıdır. Bir fikir ancak doğru olduğu için doğru olabilir, herkes ona inandığı için değil. Zira farklı bir zaman diliminde de çoğunluk, tam aksi bir görüşü benimsemiş/benimseyecek olabilir; o zaman “Hangi çoğunluğun fikrini kabul edeceğiz?” sorusu cevapsız hale gelir. (Uyar, 2019, s. 83 – 91).
  • Çoğunluğun yönetme hakkı, “çoğunluk diktasına” dönüşebilir (Erdoğan, Çoğulculuk, Çoğunlukçuluk ve Demokrasi, 2019). Bu nedenle azınlıkta kalanların hakları tamamıyla yok sayılabilir (Uygun, ve diğerleri, 2010, s. 64) (Gözler, 2017, s. 266). Sırf çoğunlukta olanlarla dünyaya aynı pencereden bakmayan bu insanların, en az çoğunluktakiler kadar vatandaşı olduğu, vergisini verdiği devlette adeta “yok” sayılması ne kadar hakkaniyetli olur?

3-) Çoğulcu Demokrasi Anlayışına Eleştiriler

  • Temel hak ve özgürlükleri güvence altına alınan azınlıklar, bu hak ve özgürlüklerin arkasına sığınarak hak ve özgürlüklerin sınırlarını aşıp çoğunluk üzerinde tahakküm kurmaya çalışabilirler (Gözler, 2017, s. 268)
  • Azınlıklara verilecek hakların sınırlarının çok geniş tutulması toplumsal bütünlüğün bozulmasına hatta ortadan kalkmasına yol açabilir. Neticede halk bir insan topluluğudur. Bu topluluğun içinde yer alan daha küçük topluluklara verilecek büyük imtiyazlar, artık belli ortak paydalar etrafında birleşen bir halkın varlığından bahsedilememesine neden olabilir.
  • Güç dengesinin çoklu azınlıklar lehine bozulmasıyla, azınlıklar, sistemi kilitleyerek işlemez hale getirebilirler (Heywood, Siyaset, 2019, s. 163).

Demokrasiyle İlgili Görüşlerin Baro Tartışmasına Uyarlanması

Demokrasi ve Baro Tartışması
Baro başkanları Anıtkabir’de.(Fotoğraf/DHA)

Hepimizin bildiği üzere baro yönetimleri kendilerini mevcut iktidara karşı olarak konumlandırıyorlar. Nitekim çoklu baro yasa tasarısının hazırlanması çalışmalarına davet edilen baro başkanlarından çok az sayıda ilin baro başkanının bu davete icabet etmesi de bunu destekler nitelikte. Çalışmalara katılan baro yönetimlerinin de tamamen hükümetin yanında olduğunu da söylemek güç.

Bazı nedenlerden (bazı kültürel nedenlerle bu kesimce hukuk okumanın tercih edilmemiş olması, dönem dönem bu kesimin önünün çeşitli yollarla kesilmeye çalışılması… vb. örnekler çoğaltılabilir) ötürü mevcut iktidarı destekleyen avukatlar, barolarda azınlık konumundalar. Dolayısıyla mevcut yönetim sistemi içerisinde baro yönetimlerini ellerine almaları mümkün gözükmüyor. Çoklu baro yasası da bu yönetim değişikliğine zemin hazırlamakta.

Çoğunlukçu Baro

Değişimden önceki baro yönetiminin seçim usulünü çoğunlukçu demokrasi tipine benzetebiliriz. Çoğunluğu elinde bulunduranlar ana akım muhalif kesimden oluşuyordu (genel olarak Atatürk ilkeleri çevresinde birleşmiş insanlar da diyebiliriz); azınlıklar ise, iktidar partisini destekleyenler, milliyetçiler, HDP’yi destekleyenler, çeşitli bazı cemaat ve cemiyet mensupları… olarak sıralanabilir.

Önceki baro yönetim usulünde, yukarıda saydığım ampirik demokrasi anlayışının ilk 4 unsuru yer alsa da 5. unsur olan “muhalefetin seçilme şansı olması” unsurunun yerine gelmesinin mümkün olmaması o yönetim biçimini demokratik olarak adlandırmayı imkânsız kılıyordu. Zira her seçimi çoğunluk olan grubun kazanacağı önceden belli olduğundan, baro yönetimi seçimleri adeta formalite icabı yapılıyordu.

Burada tutarsız olan nokta, mevcut iktidarı, %50+1 aldıysam her yaptığım meşrudur anlayışı nedeniyle eleştiren muhalefet partilerini destekleyen avukatların, sıra kendilerinin çoğunluk olduğu baroya geldiğinde, eleştirdiği anlayışı kendine meşruiyet zemini olarak kullanıp azınlık olan grupların baro yönetimine gelerek fikirleri hukuki alana taşınmalarını engellemesi. Azınlık grupları yok sayan bu tarz çoğunlukçu tavırların kazandıracağı bir şey olmadığına da hep beraber şahit olmuş olduk ve olmaya devam ediyoruz.

Öte yandan söz konusu devlet yönetimi olduğunda attığı her adımı çoğunluktan aldığı desteğe dayandıran iktidarın, sıra azınlık olduğu baroya geldiğinde, mağdur azınlık rolüne bürünerek çoğunlukçu anlayışa şiddetle karşı çıkması da bir o kadar ironik. Sırf yönetimi ele geçirmek için attıkları bu tutarsız adımları kabul etsek bile ileride diğer azınlık gruplar da kendi barolarını kurmaya kalktıklarında ne olacak sorusuna net bir cevap bulunmuş değil. İktidar kesimlerince terörle ilişkili olarak itham edilen (ama ne hikmetse haklarına dava açılmayan (!)) gruplar kendi barolarını kurduklarında bu işle nasıl baş edecekler sorusu da akılları kurcalamakta. Diğer yandan hukuka yapılan siyasi baskı ortadayken ve halkın yargıya güveni yerlerde sürünüyorken insanlar, mahkemelerin, iktidar barosundan olan avukatları kayırıp diğerlerini dışlamayacaklarına nasıl inanmalarını bekliyorlar?

Son Notlar

               Sonuç olarak kutuplaşmanın bu derece derin olduğu ülkemizde ne çoğunlukçu anlayışın benimsendiği ne de çoğulcu anlayışın benimsendiği bir baro sistemi çözüm olacak gibi gözükmüyor. Mevcut ayrışmanın taraflarının belirli temel prensipler etrafında uzlaşması dahi mümkün gözükmüyor. Dolayısıyla bu tarz “şekli” tartışmalar bize çözüm sunmuyor, yalnızca sorunu öteliyor. Umarım bizden önceki kuşaklara nispeten birbirimizin fikirlerine çok daha toleransı olan bizler de bizden öncekilere benzemeyiz ki yalnızca adaletin, herkes için adaletin olduğu günleri hep birlikte görürüz.

KAYNAKÇA

Erdoğan, M. (2005, Ekim). Çoğulculuk. Liberal Düşünce Dergisi, 5-12. sosyalbilimler.org: https://www.sosyalbilimler.org/wp-content/uploads/2019/10/Mustafa-Erdogan-Cogulculuk.pdf adresinden alındı

Erdoğan, M. (2019). Çoğulculuk, Çoğunlukçuluk ve Demokrasi. sosyalbilimler.org: https://www.sosyalbilimler.org/cogulculuk-cogunlukculuk-demokrasi/ adresinden alındı

Gözler, K. (2017). Anayasa Hukukunun Genel Esasları. Bursa: Ekin Basın Yayın Dağıtım.

Güçyetmez, M. (2017). Karşılaştırmalı Demokrasi Modelleri. Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt 7 Sayı 1, 479-496.

Heywood, A. (2018). Siyaset Teorisine Giriş. İstanbul: Küre Yayınları.

Heywood, A. (2019). Siyaset. Ankara: Felix Kitap.

Uyar, T. (2019). Safsatalar. İstanbul : Destek Yayınları.

Uygun, O., Sağlam, F., Aybay, R., Besler, B., İnceoğlu, S., & Göztepe, E. (2010). Çoğulcu Demokrasi Çoğunlukçu Demokrasi İkilemi ve İnsan Hakları Toplantısı. Ankara: Türkiye Barolar Birliği.

Ahmet Baha ŞARMAN

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi lisans öğrencisiyim. Siyaset ve Hukuk Felsefesi ile ilgileniyorum.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.