Vekilliklerin Düşürülmesi Tartışmasının Arkasındaki Gerçekler

4 Haziran 2020 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, kesinleşen mahkeme kararlarının okunmasıyla birlikte CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun, HDP Milletvekilleri Leyla Güven’in ve Musa Farisoğulları’nın milletvekillikleri düşürüldü ve ertesi günde tutuklandılar.

Muhalefet; Anayasa Mahkemesi’nin henüz karar vermediğini, dolayısıyla devam eden bir yargılamada, Meclis Genel Kurulunda mahkeme kararlarının okunarak milletvekilliklerinin düşürülmesinin hukuku ihlal ettiği, adeta Millet Meclisine saray darbesi yapıldığını iddia etti. Hükümet ise bu olayın, hukuki sürecin olağan işleyişinden ibaret olduğunu, hiçbir hukuka aykırılığın olmadığını iddia etti. Peki kim haklı?

Anayasa’nın tartışmayla ilgili maddeleri:

    “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.

Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır…” (Madde 83).

“…Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur…” (Madde 84.)

Anayasa’nın 83. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yasama bağışıklığı düzenlenmiştir. Yasama bağışıklığı, milletvekillerinin işlerini çekinmeden yapabilmesi, oy ve düşüncelerini serbestçe açıklayabilmesi için düzenlenmiş; milletvekillerinin şahsına değil bulunduğu göreve ilişkin bir ayrıcalıktır (Karakelle, 2016). Milletvekilliği görevini yerine getirenlerin bu bağışıklığa ve ayrıcalığa sahip olmalarında kamunun yararı vardır (Özbudun, 2005). Yasama bağışıklığı; yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı olarak ikiye ayrılır.

83. maddenin birinci fıkrasında yasama sorumsuzluğu düzenlenmiştir. Yasama sorumsuzluğu milletvekillerine serbest hareket imkânı sağlar (Özbudun, 2005). Bu serbestlik sayesinde hükümet daha iyi denetlenebilecek, farklı düşüncelerin paylaşılması neticesinde daha iyi düzenlemeler yapılabilecektir; yasama sorumsuzluğunda bu açıdan kamu yararı vardır (Gözler, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, 2017).

 Madde hükmünde de belirtildiği gibi sorumsuzluğun kapsamı; meclis çalışmalarındaki oyları sözleri ve ileri sürdükleri düşüncelerdir. Yasama sorumsuzluğu süreklidir ve kaldırılamazdır (Gözler, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, 2017). Yani milletvekilinin, milletvekilliği sıfatı sona erdiğinde de milletvekilliği döneminde meclis çalışmalarında açıkladığı oy, söz ve düşüncelerden sorumsuzluğu devam etmektedir (süreklilik) ve görev süresinde veya sonrasında meclisin kararıyla yasama sorumsuzluğu kaldırılamaz (mutlaklık) (Akbulut, 2018).

Bahsi geçen olayda tartışma konusu olan şey ise 83. maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen yasama dokunulmazlığıdır. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere milletvekilinin, Meclisin kararı olmadıkça; tutulamaması, sorguya çekilememesi, tutuklanamaması ve yargılanamamasıdır. Görüldüğü gibi yasama dokunulmazlığı, yasama sorumsuzluğundan farklı olarak kaldırılabilmektedir. Hatta ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinde ve Anayasa’nın 14. maddesi bağlamında meclis kararı olmaksızın yasama dokunulmazlığından yararlanamayacaktır. Bu açıdan yasama dokunulmazlığı, yasama sorumsuzluğundan farklı olarak süreksiz ve nispidir (Özbudun, 2005).

Yasama dokunulmazlığının amacı milletvekillerinin keyfi ve asılsız kovuşturmalardan ve hatta tutuklanmalardan korumaktır (Gözler, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, 2017). Aksi taktirde kovuşturmalarla uğraşmaktan veya keyfi tutuklamalardan iş yapamaz duruma gelebilirler.

Yasama dokunulmazlığının kaldırılması milletvekilliği sıfatını sona erdirmez ancak yapılan yargılama neticesinde milletvekili, Anayasa’nın 76. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan suçların birinden mahkûm olursa veya taksirli suçlar hariç herhangi bir suçtan bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olursa; Anayasanın 84. maddesi gereği kesinleşen mahkeme kararının Meclis Genel Kurulu’nda okunmasıyla milletvekilliği düşer (Akbulut, 2018) (Gözler, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, 2017).

    Enis Berberoğlu’nun, Leyla Güven’in ve Musa Farisoğulları’nın olayında da gerçekleşen, Anayasa’nın 84. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen; kesinleşen mahkeme kararlarının Meclis Genel kurulunda okunması suretiyle milletvekilliklerinin düşmesi olayıdır. Yani artık tutuklanamamalarını sağlayan yasama dokunulmazlıkları geçersizdir.

    Bahsi geçen olaylardaki davaların tamamı kesinleşmiş davalardır. Anayasa Mahkemesi’ne başvurulabilmesi için zaten olağan kanun yollarının (ilk derece, istinaf, temyiz) tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesine yaptığınız başvurudaki iddianız zaten kesinleşmiş mahkeme kararının Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıdır. Dolayısıyla Meclis Genel Kurulunda, kesinleşmiş mahkeme kararlarının okunması suretiyle bahsi geçen milletvekillerinin milletvekilliklerinin düşürülmesi, muhalif çerçevece ileri sürülmüş olduğu gibi hukuk düzenine yapılmış bir saray darbesi değildir.

Ancak mesele bu olay özelinde yapılan her şeyin kitaba uygun olup olmamasından kaynaklanmıyor. Mesele; yasama bağışıklığı üzerinde yapılan tartışmaların, hukuku nasıl daha iyi işletebiliriz, milletvekilliği görevini nasıl daha işlevsel kılabiliriz… gibi sorulardan ziyade hukuku kendi çıkarlarımıza göre nasıl eğip bükebiliriz ekseni üzerinde ilerlemesi.

Anayasadaki açık hükme rağmen uygulamada yıllarca TBMM kendisine gelen yasama dokunulmazlığı kaldırma taleplerini görüşmemiştir. Örneğin 2002-2007 yılları arasında Meclise 299 dosya gelmiş ancak hiçbiri görüşülmemiştir (Gözler, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, 2017). Dokunulmazlık tartışmalarının epey hararetli olduğu Mart 2016 döneminde, dönemin başbakanı, dosya olarak bekleyen 506 dokunulmazlık fezlekesinin olduğunu söylemişti (“Dokunulmazlıkların kaldırılması”, 2020). Eğer Anayasa hükmü uygulanmayacaksa ve bu dosyalar görüşülmeyecekse Anayasa neden var?

Olayı sıcağı sıcağına değerlendiren Ersan Şen, bekletilen başka dosyaların da olduğunu söylüyor . Hal böyle olunca acaba CHP ve HDP birlikte gösterilmek istendiği için mi kararın okunması önce bekletildi sonra da bu şekilde okundu, kararın bu şekilde okunması siyasi bir amaca mı hizmet ediyor gibi sorular akıllarda beliriyor.

Toparlayacak olursak işleyen süreçte hukuka aykırı olan bir şey yok. Bütün mesele yeri geldiğinde Anayasa Mahkemesi kararına uymuyorum, saygı da duymuyorum diyen Cumhurbaşkanının liderlik ettiği hükümet bloğunun sanki bu tarz şeyler hiç olmamışcasına aniden hukuktan yana tavır alıp olayın işleyişi tamamen hukuka uygun demesi ve buna karşın muhaliflerin ise hukukun birine başka diğerine başka işleyişiyle ilgili çekincelerini dile getirmekten ziyade karar hukuka aykırıdır, bu bir saray darbesidir diyerek olayı başka yere çekmeye çalışmasıdır. Velhasıl tartışma, hukuk doğru işletiliyor mu sorusuna cevap aramaktan ziyade, hukuku siyasi çıkarlarıma göre nasıl eğip bükebilirim meselesinden kaynaklanıyor.

Hukuk kategorisindeki diğer yazılarımızı incelemek için buraya tıklayın.

KAYNAKÇA

Akbulut, B. (2018). Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara: Adalet Yayınevi.

Dokunulmazlıkların kaldırılması. (2020).10 Haziran 2020 tarihindehttps://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-52932483 adresinden erişildi.

Gözler, K. (2001). Yasama Dokunulmazlığı Bir Karşılaştırmalı Hukuk İncelemesi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 71-101.

Gözler, K. (2017). Türk Anayasa Hukuku Dersleri. Bursa: Ekin Basım Yayın Dağıtım.

Karakelle, M. (2016, Eylül). 1982 Anayasasına Göre Yasama Bağışıklıkları. Ankara: Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi.

Kutkan, O. (2017). Türk Anayasa Hukukunda Yasama Bağışıklıkları. ICPESS 2017-Sarajevo BOSNIA HERZEGOVINA 19-22 May 2017 (s. 104-111). International Congress on Politic, Economic and Social Studies.

Özbudun, E. (2005). Yasama Sorumsuzluğu ve Yasama Dokunulmazlığı: Hukuki Mahiyetleri ve Farkları. Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 109-115.

Şen, E. (2016, Mart 20). Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması. Türkiye: Haber7.

Ahmet Baha ŞARMAN

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi lisans öğrencisiyim. Siyaset ve Hukuk Felsefesi ile ilgileniyorum.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.