Themis: Adaletin Simgeleri

Hukukun ‘’adaleti’’ elde etmeye çalıştığı bu dönemlerde, neyin nasıl yapılması gerektiği hakkında sayısız tartışmaya şahitlik etmekteyiz. Durum böyleyken adil bir yargılama sisteminin ana hatlarının nasıl olması gerektiğini sembolize eden ve herkesçe bilinen bir heykel bu konuda bize rehberlik edebilir. Yunan mitolojisinde Themis, Roma’da ise Justitia olarak karşımıza çıkan bu heykel, ilahi düzen, adalet ve geleneklerin tanrıçasıdır. Tanrıların dağı Olympos’ta öğütler verir, danışmanlık yapar ve düzeni sağlardı. Themis, Yunanca’da sağlamlaştırmak ve yerleştirmek anlamına gelen ‘’tithemi’’den türemiştir. Justitia ise Latin dillerine ‘’justice/justicia’’ olarak yerleşmiştir. Peki Themis bilindiği üzere sadece kılıç ve terazi ile mi sembolize edilir? Bu önemli heykelde insanların gözden kaçırdığı noktalar nelerdir?

Themis Heykeli
Themis Figürü

Simgeler

Bütün olarak ele alındığında, Themis’in elinde tuttuğu ve üstünde bulundurduğu tüm nesnelere rağmen dengede durması dikkat çekicidir. Sol elinde, her iki tarafı ağırlıkları doğru bir şekilde ölçmek için tam bir durgunluk gerektiren bir terazi vardır. Sağ elinde ise yine hareketsiz kalmak için güç, sürat ve disiplin gerektiren ağır bir kılıç bulunmakta. Bir ayağında yolsuzluğu sembolize eden yılanın üzerinde dengede durmaya çalışırken diğerinde ise bir kitaba, yani kanunlara dayanır ve en önemlisi, bunların hepsini gözü kapalı bir şekilde yapar. Bunun yanı sıra çoğu heykelde göz ardı edilse de Özekes’in (2019 s.24) de bahsettiği üzere Themis’in bir göğsü açıktır, çünkü adalet tahrik edici olsa da dokunulamazdır. Bunun yanında giydiği elbisede bir çocuk figürü vardır, çünkü adalet saf ve temizdir.

Kılıç

Antik çağlardan beri kılıç, gücün ve doğruluğun sembolü olmuştur. Ancak buradaki güç, her zaman fiziksel güç anlamına gelmez. Birincisi, herhangi bir fiziksel güç yerine burada asıl aklın gücü vurgulanmıştır. Bu güç, somut biçimde yasalar olarak ve daha sonra yasaları uygulayan insanlar olarak kendini gösterir. Ancak tüm bunların sonunda, adaletin verdiği hükümlerin yerine getirilmediğinde kılıç zoru ile adaletin icra edileceğini ve yasaların arkasında fiziksel bir gücün olduğunu vurgular. Soyut bir toplumsal sözleşme düşünüldüğünde, insanların karmaşadan kaçmak istediği için bir toplum haline geldiği bilinmektedir. İnsanoğlu olarak, hukukun gerçekleştirilmesini istemek ve ona ‘’yumuşak gücü’’ verip yasa uygulayıcılarında gerçek güce dönüşmesini izlemek toplumsal kararlılığımızın ortaya koyulması açısından çok önemli bir adımdır.

Kılıç ile ilgili bir diğer önemli husus ise, iki tarafının da keskin olmasıdır; akıl tarafsız ve nesnel olduğu için herhangi biri için veya herhangi birine karşı kullanılabilir. Aynı argüman, bir insanı cezaya mahkûm etmek veya başka birini hukukun gücü ile kurtarmak için de kullanılabilir. Bunların hepsi ele alındığında ise birkaç yorum daha eklenebilir. Öncelikle, gücün makul bir ölçüde kullanılması gerekir. Yasayı uygulamak için verilen güç asla kötüye kullanılamaz. Kılıcı bir yandan diğer yana orantısızca salladığınızı düşünün. Bunun sonucu, suçlu olanlarla adaleti arayanlara da zarar vermek olacaktır. İkinci önemli sonuç ise gücün adalete hizmet etmesi gerektiğidir, tam tersi değil. Heykele baktığımızda Themis, kılıcı kendinden emin ve dengeli bir şekilde tutar, yani kılıcı kontrol eder. Güç, yalnızca adaleti sağlamak için bir araçtır. Ancak günümüzde, adaletin yerine geçtiği durumlar ile karşı karşıya kaldığımız da gözden kaçırılmamalıdır.

Gözlerin Bağlı Olması

Justitia

Bilindiği üzere, Themis’in gözlerinin bağlı olması, adaletin kör olduğunu sembolize eder. Bu da demek oluyor ki, adaletin tarafsız ve önyargısız olması gerekir: asla güçlü-zayıf veya zengin-fakir gibi ayrımlara girmeden yargılama süreci gerçekleştirilmelidir. Themis’in kimi yargıladığını görememesi, kişinin görünüşüne veya duyulara hitap etmeden rasyonellikle yargılanması gerektiği anlamını taşır. Burada bahsedilmesi gereken ilginç bir nokta ise, körlük tasvirinin 15. Yüzyıl sonrasında ortaya çıkışıdır. Fotoğrafta da görüldüğü üzere, erken Roma tasvirleri, Justitia’yı sadece kılıç ve terazi ile gösteriyordu. Dönemin siyasi atmosferi düşünüldüğünde ve sınıf ayrımları göze alındığında, bu tasvirin neden böyle olduğunu anlamak pek de zor değildir.

Terazi

Eşitliği temsil etmektedir. Suçlunun ve sanığın veya birbirine zıt iddialarda bulunan iki tarafın adil bir şekilde dinlendiğini sembolize eder. Adaletin verdiği karar, bir iddia lehinde veya aleyhinde sunulan delillerin ‘’ağırlığının’’ sonucu olduğundan, terazi aynı zamanda nesnelliği de sembolize etmektedir. Şu ana kadar Roma ve Yunan mitolojisinden bahsetmiş olsak da terazinin asıl sembolize edildiği yer Mısır mitolojisidir. Hiyerogliflerde karşımıza çıkan hikâyeye göre, ölülerin yargılanma törenlerinde adalet tanrıçası Maat, elinde tuttuğu bir terazi ile ölmüş kişinin kalbini tartıp, erdemli olup olmadığına karar vermekteydi.

Yılan

Yukarıda da değindiğim gibi, yılan figürü yolsuzluğu ve kötülüğü simgeler. Themis’in yılanı ayaklarının altına alması ise kötülüğün her an var olduğunu ve kontrol edilmesi gerektiğini bize hatırlatır (Özekes, 2019). Aynı zamanda yine ayaklarının altında olmasının bir sonucu olarak, adaletsizlik, yolsuzluk, önyargı ve gözdağı gibi durumlarda adaletin karşı zaferi olarak da yorumlanabilir. Terazide de bahsedildiği gibi, orijinal tasvirlerde yılan sembolüne rastlanmamıştır. Meryem’in yılanı ayaklarının altında ezdiği bir görsele dayanarak, bunun Hristiyanlık sonrası dönemde, spesifik olarak Rönesans zamanında eklendiği kanaatindeyim.

Adaletin Kadın Olarak Sembolize Edilmesi

Mısır Tanrıçası Maat

Yunan, Roma, Mısır ve diğer mitolojilere bakıldığında adaleti temsil eden kutsal varlıkların hep kadın olduğunu görmekteyiz. Diğer sembollerin aksine, bunun ne anlama geldiği ile ilgili bir fikir birliği sağlanamadığı için bu konuda kendi düşüncemi paylaşmak isterim. Yazı öncesi dönemlerde, figürin adı verilen kadın heykelcikler, arkeologların sıkça karşılaştığı buluntulardandır. Figürinlerin betimlenmesi veya neden böylesine sıklıkla yapıldığı ise tarih öncesi dönemde yaşamış insanların sosyo-kültürel yapılarını anlamamız için bize ışık tutmuştur. Karadeniz’de bulunan İkiztepe figürinlerine bakıldığında, figürinlerin kuş kanadını andıran yukarı kalkmış kolları Mısır tanrıçası Maat ile benzerlik göstermektedir. Durum böyle olduğunda, adaletin veya kadının anaç bir yapıya bürünerek farklılık gözetmeden herkesi kucakladığı yorumu yapılabilir.

Toplumların etkileşimleri göz önüne alındığında, anaç bir edayla her kesimi eşit gören bu figürinler Mısır’dan Yunanistan’a, oradan da Roma’ya kadar ulaşıp adaletin bir kadın olarak sembolize edilmesini sağlamış olabilir. Burada kadınlığın sonucu olarak ortaya çıkmış birkaç olgu daha vardır. Yukarıda da belirttiğim üzere, bir göğsünün açık olması, adaleti tahrik edici kılar ancak aynı zamanda dokunulamazdır. Adaletin saf ve temiz olması ise iki figür ile bağdaştırılır; bazı betimlemelerde Themis’in elbisesindeki bir çocuk, bazılarında ise Themis’in üzerindeki beyaz elbise saflığın sembolü olarak kabul edilir. Hesiodos gibi Yunan yazarların eserleri dikkate alındığında, Themis aynı zamanda sabırlı ancak gözü pek bir kadındır. Bunun yorumunu da adaletin eşit ölçüde nezaket ve zulüm gerektirdiği şeklinde yapılabilir. Ölçekler bazı zamanlarda dengelenebilir ve adalet de eşitliği gerektirebilir, ancak tüm taraflara hak ettiklerini vermek anlamına da gelebilir.

Sonuç olarak, Themis, adaleti somutlaştıran tüm idealleri sembolize etmektedir. İdeal olan ve gerçek olması beklenilen adalet, tüm tarafların hak ettiklerini almalarını sağlamak için bu sembolleri ve temsil ettiklerini uygulamalıdır. Amerika’da da Lady Justice olarak bilinen bu figür, nihayetinde tarafsızlığın sembolüdür.  Bütün bu simgeler, adaletin hiçbir zaman bir tarafın lehine işlememesi gerektiğini ve adaletin yargılarının, aklın ve yasanın gücüyle yürütülmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Yunanlardan, Romalılardan ve Mısırlılardan günümüze gelen bu sembol, adalet kavramının evrensel ve zamansız olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatmakta.

Kaynakça

Özekes, M., (2019), Sorular-şemalar-örneklerle temel hukuk bilgisi, 12 Levha Yayıncılık

Doğa AYDIN

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararasi İlişkiler bölümünde lisans öğrencisiyim. Tarih ve siyaset başta olmak üzere tüm sosyal bilimlere ilgiliyim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.