ABD Seçimleri Muhtemel Kaos, Dünya ve Türkiye

Bildiğimiz üzere 3 Kasım’da bütün dünyayı ilgilendiren ABD seçimi bizleri bekliyor. Türkiye’yi de yakından ilgilendiren bu seçimlerin sonucunu, tüm dünya dört gözle ve büyük bir merakla izleyecek. Özellikle de içinde bulunduğumuz bu kritik süreçte.

Bir taraftan Covid gibi bir salgın, bir taraftansa ulusalcılar ve küreselciler arasında yaşanan mücadeleler. Biz bu ulusalcı küreselci mücadelesini yine en net ABD-Çin gerginliği ile görmüştük. Çin’in yükselen gücüne karşılık Batı’nın fakirleşen orta sınıfının ortaya çıkardığı popülist parti ve liderler; küresel üretim modelinden yerel üretime dönüş için kolları sıvamış ve milliyetçi söylemlere sığınmışlardı. Bu akımın her iki liderin kazanması durumunda da öyle veya böyle devam edeceği kanaatindeyim. Çünkü Amerika’nın ona karşı çıkan ve gelecek yıllarda onu geçme ihtimali olan bir bloğa ya da bir ülkeye göz yumma gibi bir lüksü maalesef yok gibi görünüyor. 

Biden’ın kazanması durumunda Çin ve ABD arasındaki gerilimin Trump dönemine göre daha yumuşak bir seyir sergileme ihtimali elbette ki mevcut, hele birde iki ülke ekonomisinin deyim yerindeyse birbirine göbekten bağlı olduğu gerçeği hesaba katılırsa. Ancak ABD medyasında sıkça çıkan ve Çin’i Amerikan işlerini, teknolojisini, datasını çaldığı konusundaki yaygın suçlamaları da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Salgın sürecinin oluşturduğu negatif Çin imajınınsa var olmaya devam edeceği aşikâr.  

ABD Başkanı Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Haziran 2019 (Fotoğraf/Reuters)

Türkiye Açısından ABD Seçimleri

Yeni bir Trump zaferi, dünyanın gördüğü bu kâbusu maalesef ki uzunca bir süre daha devam ettirecek. Türkiye açısındansa mevcut davalar ve demokratlar tarafından sıkça dile getirilen yaptırımlar nedeniyle Biden büyük bir risk faktörü. Halihazırda oldukça sıkıntılı bir süreçten geçmekte olan ülkemiz için Trump kötünün iyisi konumunda. Türkiye’ye karşı olan davaları erteliyor ve yaptırımları şimdilik frenliyor. Madalyonun diğer yüzünde ise Biden tarafından gelecekte onaylanacak bir CAATSA (Amerika’nın Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası) yaptırımı olasılığı dahi Türkiye’yi ve mevcut iktidarı diken üstünde tutmaya yetiyor (BBC, 2019).  Şu an yapılabilecek tek şey ise beklemek ve Türkiye’nin kaderini yakından ilgilendirecek bu seçimlere dikkat kesilmek. Biden’ın seçim döneminde Ermeni ve Rum lobilerine yakınlığı nedeni ile sıkça dile getirdiği Türkiye karşıtı söylemlerin ne kadarını hayata geçireceğini öngörmek elbette bugünden mümkün değil.  Ancak, 1974’te düzenlenen Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası uygulanan Amerikan ambargosunu senatoya sunan ve onaylanması için büyük çaba sarf eden politikacılardan biri olduğunu da unutmamak gerek.

Bütün bunların ötesindeki risk?

Bütün bu riskler göz önünde iken dünya medyasından gelen başka bir risk daha göze çarpar oldu. Bu risk ise Amerika seçimlerinin bir kaosa evirilebilme ihtimali. Hepimizin bildiği üzere yakın geçmişte siyahi George Floyd’un bir polis tarafından öldürülmesine müteakiben sokak gösterileri başlamış; barışçıl gösteriler ve göstericilerin yanı sıra vandalizm ve kaotik hareketler de maalesef ortaya çıkmıştı. ABD halkının bireysel silahlanma serbestîsi ve halkın büyük bir bölümünün silaha sahip olması ise Amerika’da yaşanan ve yaşanabilecek bu süreçleri çok riskli bir hale getiriyor. Bireysel silahlanmadan kasıt sadece basit tabancalar ve tüfekler değil; silahlanma yasasına karşı oluşan çeşitli gösterilerde de görüldü ki, uzun namlulu tam otomatik tüfekler, makinalı tüfekler, hatta roket atar taşıyanlar bile vardı.

 Amerika’da bireysel bir silahlanma dışında silaha sahip bireylerin arasında merkezi bir örgüt yapısına sahip olmayan ancak gerek siyasi görüşler gerekse ırkçılık ve buna karşı savunma temelli çeşitli gruplanmalar mevcut.

Yükselen Gerginlik ve ABD Seçimleri

Peki, bütün bunların Amerika seçimleri ile alakası ne? Ülkemiz Batı karşıtı cenahının sıkça ortaya attığı Amerika bitecek, batacak gibi argümanlar içeren komplo teorisi tadında bir yazı okuduğunuzu düşünebilirsiniz. Keşke durum bu olsaydı ama Amerika’da yaşanılan süreçler, söylenen sözler maalesef ki böyle bir kaos riskinin mevcut olduğunu gösteriyor.

Ana kaygı noktası ise mevcut Başkan Trump’ın koltuğu bırakmama ihtimali. 2 aday arasında yapılan son münazara gösteriyor ki tansiyon oldukça yüksek. Bu denkleme Covid gerginliği, son yaşanan sosyal kargaşalar ve halkın memnuniyetsizliği de eklenince Amerika’nın büyük çaplı bir kargaşa yaşama ihtimali ortaya çıkıyor.

 Başkan Trump’ın Covid sürecinde ısrarla gündeme getirdiği posta yoluyla oy kullanmaya karşı olduğunu ve kendisine karşı hile yapılacağını söylediğini biliyoruz. Ancak, işin ironik yanı bu uygulamanın yıllardır sürüyor oluşu: 2016 yılında Trump’ın kazandığı seçimlerde de birçok seçmen sandığa gitmek yerine oyunu bu şekilde kullanmıştı.  Durum bu olmasına rağmen Trump, geneli sandığa gidecek olan seçmenlerinin oylarının mektupla kullanılan oylardan daha hızlı sayılacağı gerçeğine dayanarak bir oldu bitti zaferi bile ilan edebilir. Biden tarafının da benzer endişeleri olduğu çokça dillendiriliyor. Velhasıl kelam öyle görünüyor ki sonuçlar 3 Kasım gecesi açıklanamayacak. Az bir farkla sonuçlanan bir seçim sonucu ise kim kazanırsa karşı tarafın itirazına hedef olacak.

ABD Seçimlerinde Gerginliğin Ana Odağı: Trump

Trump’ın kaybetmesine rağmen Beyaz Evi terk etmemesi durumunda ise Amerikan filozof, siyasi eleştirmen, tarihçi ve yazar Avram Noam Chomsky; 17 Eylül’de verdiği röportajda  dünyanın en tehlikeli zamanlarından birini yaşadığını ve kaybetmesine rağmen  Trump  başkanlıktan çekilmez ise 82. Hava İndirme Tümeni’nin onu görevden uzaklaştırmakla görevli olduğunu belirtti. Aynı zamanda Chomsky, bu seçimin tarihin en önemli seçimi olduğunu da belirtmişti (2020).

Bu risklere karşın, Amerika’da Cumhuriyetçi ve demokrat birçok siyasetçi bir araya gelerek, Transition Integrity Project ‘’ Geçiş Dönemi Birlik Sağlama Projesi’’ adlı bir proje başlatarak 2020 yazı boyunca seçimler ve muhtemel sonuçları üzerine çeşitli senaryolar geliştirdi ve alınacak önlemleri tartıştılar potansiyel savaş oyunları da buna dahil.

    Bu senaryoların aslında yerinde endişeler olduğunu ortaya koyan bir diğer olay ise yukarıda görmüş olduğunuz tweet. Trump’ın başka eyaletler için de atmış olduğu bu tweet sonucu, Trump’ın Covid önlemleri konusunda memnun olmadığı bazı eyalet valilerine karşı silahlı Trump taraftarları harekete geçmiş ve teçhizatlı bir şekilde Michigan valilik binasına girmişlerdi. Bu tweetin Corona önlemlerini oldukça sıkı uygulayan eyaletlere karşı atıldığı ve önlemlerin gevşetilmesi için atıldığı söylense de kullanılan üslup, gelişen olaylar ve gelen tepkiler çeşitli kaygıların doğmasına neden oluyor.

Şimdilik gösterilen anketler ve oranlar neredeyse kesin bir Biden zaferi gösterse de durumun ne olacağı halen belirsizliğini koruyor.  Umalım ki, dünya böyle bir kâbusu yaşamak zorunda kalmasın ve bu senaryolar evhamlı birkaç politikacının boş kuruntusu olarak kalsın.

Kaynakça

  • BBC. (2019, Mayıs 23). CAATSA: ABD’nin S-400 konusunda Türkiye’ye yaptırım uyarısının dayanağı olan yasa. BBC: https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-48365138 adresinden alındı
  • Chomsky, N. (2020, Temmuz 23). ‘The most important election in history’ — Chomsky on Trump. (A. Goodman, Röportaj Yapan)

Muhammed Ali CEYLAN

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.