Uzlaşmak Yahut Zıtlaşmak: CAATSA Yaptırımlarının Ardından Türk-Amerikan İlişkileri

14 Aralık günü Trump yönetimi; Türkiye Cumhuriyeti Savunma Sanayi Başkanlığı ve Rus yapımı S-400 hava ve füze savunma sisteminin alımında dahli bulunan şahıslar üzerinde yaptırım uyguladı. Yaptırımların temeli Ağustos 2017’de hazırlanan ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA)’dır. CAATSA; Donald Trump’ın 2016 başkanlık ve kongre seçimlerine Rusya’nın müdahalesi üzerine uygulanacak yaptırımların sadece Trump tarafından tek taraflı bir şekilde belirlenmesini engellemek amacıyla ortaya çıktı. Yasa; aynı zamanda Rusya hükümeti bağlantılı şirketlerin savunma sanayileriyle ilişkileri bulunan ülkeleri hedef alan, Rus askeri ihracatını düşürmeye yönelik ikincil yaptırımları da ihtiva eder.

Ankara’nın Moskova’ya büyük çaplı silah alımı için attığı adım; aslında Türkiye için dışarıya doğru atılan bir adımdı.

2016 Temmuz’undaki başarısız darbe girişiminin ardından Türkiye; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kasım 2015’te bir Rus Su-24 bombardıman uçağını düşürmesine ilişkin özür dilemesi ile başlayan süreçte Rusya ilişkilerini ilerletmeye çalıştı. Ankara’nın Moskova’ya büyük çaplı silah alımı için attığı adım; aslında Türkiye için dışarıya doğru atılan bir adımdı. 70’lerin sonlarından itibaren Türk savunma tedarik politikası; büyük savunma anlaşmaları için bir tür dengeleme politikası benimsedi. Bu politika, silahların bazı ara maddelerinin Türkiye’de Türk işçiler tarafından üretilmesini hedefliyordu. ABD bu politikayı 80’lerin başında F-16 satışı ve birkaç modern programın Türkiye’de sürdürülmesiyle destekledi. (Blackhawk helikopterlerinin birleştirmesinin Türkiye’de yapılması)

Türk-Amerikan hava ve füze savunma sistemleri tartışmaları da bunlardan farklı değildi. ABD, Türkiye’ye Patriot hava ve füze savunma sistemlerini önerdi. İçeriğinde, füzenin ve ilgili bileşenlerinin parçalarının müzakereler içerisinde Türkiye’de üretilmesi hükmü de bulunmaktaydı. Ankara sürekli ek hükümler talep etti, bunun sonuncunda da müzakereler sık sık durağanlaştı ve çöktü.

Türkiye’nin S-400’ü tercih etmesi; Erdoğan’ın Batı ile olan yakın ilişkileri terk edip daha tarafsız dış politika gütme isteğiyle bağlantılıdır.

Türkiye, 2017 Aralık’ta Rusya ile S-400 müzakeresini tamamladığını duyurduktan sonra ABD ile süregelen müzakere sürecinden ayrıldı. O zamanlar Washington, Ankara’yı, Türkiye’nin F-35 programına katılımının olmayabileceği ve CAATSA yaptırımlarının riski konusunda uyarmıştı. Trump yönetimi; Ankara’yı Moskova ile olan anlaşmasından caydırmak için Rusya’nın sunduğu şartlara benzer olarak fakat daha fazla dengeli vaatlerle Patriot programını sundu.

Rus ve Amerikan tekliflerinin ikisi de yerel iş paylaşımı konulu müzakereler ile birlikte kullanıma hazır bir sistemin hızlı bir şekilde teslim edilmesini ön plana çıkarıyordu. Hem Rus hem de Amerikan tarafları işin finansmanını da önerdiler. Ancak, iki taraf çalışmanın paylaşımı hakkındaki sözlerinde ayrışmaktaydılar. Basitçe söylemek gerekirse, Rusya’nın Washington’dan çok daha az teklif verdiği bildirildi.

Türkiye’nin S-400’ü tercih etmesi; Erdoğan’ın Batı ile olan yakın ilişkileri terk edip daha tarafsız dış politika gütme isteğiyle bağlantılıdır. Bu dış politika; nihayetinde Batı’nın Türk maksimalist iddialarını kabul etmesi gerektiğini savunan aksi takdirde inatçı ve düşmanca bir Türk tepkisiyle Batı’yı karşılayacağını iddia eden işlemciliğe dayanmaktadır.

S-400 tercihi ile birlikte Ankara; dış silah kaynaklarını çeşitlendirmeye istekli olduğunu gösterirken aynı zamanda Türk savunma politikasının kendi sistemlerini üretmeye devam etmekten vazgeçmeyeceğini göstermiştir. Bu politika; Türk elitlerinin S-400’ü yerli ve milli bir sistem üretilip yerleştirilene kadar kullanılacak olan bir ara süreç olarak gördüğünü göstermektedir. Ancak böyle bir sistemin geliştirilmesi oldukça pahalı ve zor. Dolayısıyla bu durum projenin teknik ve iktisadi alanlardaki fizibilitesinin sorgulanmasını gerekli kılıyor.

Amerika Birleşik Devletleri açısından, verilen tepki yavaş ve dengesiz olmuştu. İlk hamleleri, Türkiye’yi F-35 uluslararası ticaret birliğinden çıkarmak ve jetlerin Türkiye’ye transferini engellemek olmuştu. Böylece, Ankara’nın dünyanın tasarlanmış tek 5. Nesil savaş uçağını satın alma şansını bitirmiş oldu. Buna paralel olarak Kongre; Ankara’nın Ekim 2019’da Suriye’yi işgaline tepki olarak Türkiye’ye fiili bir silah ambargosu uyguladı. CAATSA yaptırımlarının dayatılması bu üç yönlü yaklaşımın son parçasıdır.

Ankara mevcut S-400’den vazgeçmeli!

Trump yönetimi CAATSA yaptırımlarını hevesli bir biçimde desteklemiyordu. Ancak kongre baskısına boyun eğdi. Yönetim, 2021 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nın (NDAA) yürürlüğe girmesinden hemen önce harekete geçti. En son NDAA,  CAATSA yaptırımlarının nasıl kaldırılacağını ana hatlarıyla açıklayan şartlar içeriyor.( Ankara mevcut S-400’den vazgeçmeli, ikinci alay için müzakereleri sonlandırmalı ve ardıl bir sistem satın almama sözü vermelidir.) Bu istekler ağır ve Ankara’da coşkuyla karşılanması pek mümkün görünmüyor.

caatsa ve trump

Bu nedenle iki taraf da çıkmaza girdi. ABD’nin mevcut yaptırımları; Türkiye ekonomisine zarar vermeden Savunma Sanayi Başkanlığı’nı cezalandırmak için tasarlanmış ve dar kapsamlı bir şekilde yazılmıştır. Yaptırımlar; Savunma Sanayi Başkanlığı’nın dahil olduğu sözleşmeler için ABD kontrolündeki ihracat kalemlerinin gelecekteki lisansları reddediyor. Bu da etkin bir şekilde Türkiye’nin ABD kontrolündeki ekipmanları satın almasının yasak olacağı anlamına geliyor. Ankara’nın bu yasağı aşmak için gerekli araçlara sahip olması, belki de savunma projeleri için tedarikçilerle nasıl sözleşme yaptığı konusunda bir değişiklik yapması gerekiyor.

Erdoğan Ankara’nın Rus savaş uçaklarını satın alabileceğini belirterek geçmişte Ankara-Rusya iş birliğini derinleştirmişti.

Amerika Türk savunma sanayisini ezmek istemiyordu. Bunun yerine amaç; diğer potansiyel Rus ekipman alıcılarını caydırmak ve bu yaptırımların kaldırılması için bir yol oluşturmaktır. Bu nedenle yaptırımların etkinliği büyük ölçüde Türkiye’nin şu anda gerçekleştirdiği eylemlerle belirlenecektir. Erdoğan geçmişte Ankara’nın Rus savaş uçaklarını satın alabileceğini belirterek Ankara-Rusya iş birliğini derinleştirmişti. Ayrıca S-400’ün ardıl sistemi olan S-500’ün de kullanılabilirliği hakkında bilgi aldı.

ABD için yaptırımların kaldırılması Türkiye’nin mütekabiliyetine bağlı olacak. Başkan seçilen Joseph Biden, Türkiye ile ilişkilerin baş ağrısına değdiğini şüpheci Kongre’ye anlatmak zorunda kalacak. Bu argümanın, Ankara’nın dış politika tercihlerini geçersiz kılacak kadar önemli olan Türk coğrafyası hakkındaki eski iddialardan daha komplike olması gerekecektir. S-400 sorunu bir silah kontrolü sorunu olabilir ve hatta bu şekilde ele alınmalıdır. Eğer Ankara yaptırımların kaldırılması konusunda ciddiyse, o zaman sistemi uygulamaya koymadığını kanıtlamak zorunda kalacaktır. Bunu yapmak için, Türkiye’nin çabaladığını ortaya koymanın bir yolu, izleme sistemini etkin hale getirmektir. Washington, politikadaki böyle bir değişikliği belki de Yabancı Askeri Satışlar üzerindeki blokların kaldırılmasıyla ödüllendirebilir. Böyle bir hareket, zira anlaşma doğrudan Türk ordusuyla yapılacağı için, Türkiye’yi eskiyen F-16’larıyla hizmet vermesi için serbest bırakacak. Bunu Savunma Sanayi Başkanlığı’nı içermeyen bir şekilde yapacak. Bu yaklaşım; eskimiş hava çerçevelerini değiştirmek veya güçlendirmek için geçici bir tedbir olarak Türklerin Rus jetleri satın alma ihtiyacını ortadan kaldıracaktır.

Top artık Ankara’nın sahasında.

Top artık Ankara’nın sahasında. Türklerin ABD yaptırımlarına nasıl tepki verecekleri konusunda hiçbir sıkıntısı yok. Ancak Türkler; ABD Başkanı seçilen Biden ile ilişkileri sıfırlamak için Ankara’nın uzlaşmaya hazır olduğunun sinyalini nasıl vereceğini düşünmek zorunda kalacak. Dış politikaya yönelik bu ticari yaklaşım, tam da Türk yetkililerin istediklerini iddia ettikleri şeydir. Ancak bu, Ankara’nın Washington’a her iki taraf için de yararlı bir takas kapsamında bir şeyler sunmasını gerektiriyor. Ankara, sistemi uygulamaya koymamayı teklif edebilir. Bunun yanında yaptırımların kaldırılmasına giden bir yol karşılığında Washington’un bu işlemi doğrulamasına izin verebilir. Ankara tabii ki mevcut politikasını iki katına çıkarıp Rusya’dan daha fazla silah almayı seçebilir. Bu, Ankara’nın şu anda vermek zorunda olduğu bir karar. İkili ilişkiler artık Türkiye’nin bir sonraki hamlesine bağlı.

Çeviri Ekibi

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.