Elmanın Günahından Günümüze: Mizojininin Evrimi

Mizojini Yunanca kadın düşmanı anlamına gelen “misogynia” kelimesinden gelir. Misogynia, sırasıyla nefret etmek ve kadın manasında “misein” ve “gyne” sözcüklerinin birleşmesi ile oluşmuştur. Sosyolog Allan G. Johnson ise mizojini kavramını “Kadından sadece kadın olduğu için nefret edilmesi.” şeklinde tanımlar.

Mizojini Tarihi
Bu görsel https://www.theguardian.com/technology/2016/may/25/yvette-cooper-leads-cross-party-campaign-against-online-abuse adresinden alınmıştır.

Kaynak: https://www.theguardian.com/technology/2016/may/25/yvette-cooper-leads-cross-party-campaign-against-online-abuse

Binlerce yıldır sürüp giden eril hegemonyası içerisinde kadınlar; önce şeytanla özdeşleştirilmiş, daha sonra “cadı” olarak adlandırılmış ve günümüzde de toplumsal hayatta erkekler kadar yer edinme mücadelesinde tehdit olarak algılanmaktadır. Zamanla sadece formu değişen ama hayatımızın bir parçası olmayı 21. yüzyılda dahi bırakmamış olan tüm bu mizojinik tahakkümleri; çeşitli coğrafyalarda yaşamış toplumların antik metinlerinde, Batı veya Doğu Felsefesi düşünce sistemlerinde ve dini niteliği haiz birtakım bilgi kaynaklarında görmek mümkün.  

Tarihsel Süreç

          Mizojini; farklı zaman ve medeniyetlerde inişli çıkışlı bir yol izlemiş olsa da isimlerine aşina olduğumuz bazı Antik Yunan düşünürleri tarafından bile benimsenmiş bir önyargıydı. Söz gelimi, Aristo kadınları “deforme olmuş erkekler” şeklinde tanımlamış. Bu argümanını ise kadınların erkeklerden daha az sayıda dişe sahip olmasına dayandırmıştı. Yalnızca fiziksel yönden değil aynı zamanda mental açıdan da kadınları daha zayıf gördüğünü onları “daha duygusal, daha az umutlu, daha kıskanç…” şeklinde tanımlayarak vurgulamıştır (Witt & Shapira, 2020).

Aristo

          Tarihin en eski önyargılarından olan mizojininin Havva’nın şeytanla iş birliği hikayesinden ilham alan şekline de toplumsal hafızada sıklıkla rastlanır. Bu anlayışta Havva insanlığın günahının kışkırtıcısı olarak anılır. Bu bazı kültürler ya da din insanlarınca tüm cinsiyete duyulan önyargıya ve nefrete dönüşür. Bu bakış açısı, özellikle MS 1. yüzyılda Kilise Babaları’nın yazılarında sıklıkla görülür. Söz gelimi, bir Kilise Babası olan Tertullianus, kadınları” Devil’s Gateway” yani şeytanların dünyaya giriş çıkışlarında kullandıkları bir kapı olarak tasvir etmiştir (Noddings, 2019).

Orta Çağ’daki en göze çarpıcı mizojinist yansımalardan biri ise genellikle kadınların “cadı” olarak yaftalanıp öldürülmesiydi. O dönemde kadınların doğaları gereği daha dayanıksız olmasının şeytana aşık olma eğilimi yarattığı ve bunun sonucunda da cadıya dönüştükleri inancı hakimdi (Holland, 2018). Şifalı bitkilerle insanları iyileştirmeleri, çeşitli karışımlar kullanarak hemşirelik, ebelik gibi görevleri erkeklere oranla daha çok üstlenmeleri; onların cadı olarak suçlanmasının başlıca nedenleri arasındaydı (Ehrenreich & English, 2016).

İskoçya’da cadıların asılması. Renkli gravür, 1678 İllüstrasyon: The Granger Collection/Alamy

İskoçya’da cadıların asılması. Renkli gravür, 1678 İllüstrasyon: The Granger Collection/Alamy

          Orta Çağ sonrasında gelen Aydınlanma felsefesi ve onun etkilerine ek olarak Sanayi Devrimi ardından gelen materyalist düşüncenin yaygınlaşması, insanların dini mitlerden ziyade daha somut gerçeklere odaklanmasına yol açtı. Bu somutlaşma ve materyalleşme süreci maddi kaygıları ön plana çıkararak kadınların toplumdaki ötekileştirilen yerlerini görmelerini sağladı. Çünkü artık çalışan kadın sınıfı ortaya çıkmıştı. Farkındalığı artan kadınlar eşit hak talepleri ile ilk kadın hareketlerinin tohumlarını attılar. Güçlenen kadın hareketi ve etkisi azalan din kaynaklı şehir efsaneleri kadın düşmanlığının formunda ciddi değişmeler yarattı. Cadı avı yapan Orta Çağ toplumu, kadını sosyal hayatın birçok alanında erkeklerin yerini almaya çalışan bir tehdit olarak gören sanayi toplumuna evirildi. Bu yüzden 21. yüzyılın şeytanlaşan kadınları, güçlü ve bağımsız olanlardı.

Popüler Kültürde Mizojinik Yansımalar

Oklarının yönü değişkenlik gösterebilen popüler kültür için hedef tahtalarından biri güçlü ve bağımsız kadın figürü.  Konunun muhatabı dizi 1987-91 yılları arasında Amerika’da yayınlanan ve 30’larında baby boomer’ların yaşamını anlatan “Thirtysomething” (The Editors of Encyclopaedia Britannica, 2016).

Dizide karakterlerin isimlerinden diyaloglara kadar kadınlara çevrilmiş okları her yerde görmek mümkün. Söz gelimi, bir ev kadını olan ve evde çocuklarıyla zaman geçiren karakter “Hope” olarak isimlendirilirken bunun aksine hırslı ve kariyer merdivenlerini emin adımlarla çıkan karakterin ismi “Ellyn”. İsimlerden daha çarpıcı olan durum ise Hope karakterinin çoğunlukla mutlu mesut bir hayat sürer şekilde resmedilmesine karşın, Ellyn’ın stresli, sevimsiz, çalışmaktan göz altı torbaları çıkmış ve üstüne bebeklere alerjisi olan biri olarak gösterilmesi. Bunlara ek olarak dizinin yapımcıları, başta Ellyn’ın uyuşturucu bağımlısı ve sürekli sinir krizleri geçiren biri olmasını da planlamışlar. Fakat bunun fazla sert olacağını düşünüp vazgeçmişler (McCullagh, 1993). Onun yerine kariyer yapmayı seçen bu kadını kanlı ülserle cezalandırmanın yeterli olacağında mutabık kalmışlar. İncelediğimiz perspektif için kilit bölümlerden biri olan “Weaning”’de Hope yarı zamanlı bir işte çalışmaya başlar. Yorgunluğunu gören eşiyle aralarında geçen diyalog ise şöyledir:

-‘We used to be madly in love’

-‘it won’t always be like this’

-‘yeah, it will probably be worse’

Açıkça erkek karakter tam zamanlı bir işte çalışıp aynı zamanda delice âşık olabiliyorken yarı zamanlı bir iş üstüne aşık olmak, kadın karakterin boyunu aşıyor. Peki, dizideki dört bir yanımızı çevrelemiş olan kadın düşmanlığı izleyici tarafından gerçekten görülmüş mü? İçerisindeki tüm mesajlara rağmen “Thirysomething”’in 40 dalda Emmy Ödülü’ne aday gösterilmesi ve bunların 13’ünü kazanması bize cevap verir nitelikte. 

Ellyn ve Hope

Günümüzde ve Türkiye’de Mizojini

Bugün aramızda dolaşan mizojini geçmişe göre yumuşadı diyebilir miyiz? Eğer Türkiye gibi kadın cinayetlerinin haber programlarının akışındaki günlük bir olaya indirgendiği bir ülkede yaşıyorsanız bu soruya iyimser bir cevap vermek zor. Evet, artık duymaya alıştığımız koca cinneti, eski sevgili zorbalığı, hatta oğul baskısıyla yüzleşen kadınların bugün Antik Yunan’daki eşlerinden farklı olarak oy kullanma hakkı var. Artık evinde yakılarak öldürülen cadı değil, güçlü ve bağımsız bir kadın figürü.  Eşit haklara sahip olmakla ya da toplum gözündeki “şeytanlaşmış” yer ile ilgili tüm iyileşmelere rağmen 400 yıl önce cadı diye yakılan da bugün evinde vahşice öldürülen de makus talihini yenemedi.

Yüzyıllardır dünyanın birçok yerinde toplumsal bilinçaltına kadın düşmanlığı şırınga edilmiş hatta bazı kültürlerde hala edilmeye devam ediliyor. Bu bağlamda bugün şahit olduğumuz kadın cinayetlerinin geçmişte ekilen mizojini tohumlarının meyveleri olduğunu söylemek mümkün.

Sonuç

Tarihsel süreç içerisinde incelediğimizde toplum nezdinde kadın ve şeytan arasındaki sıkı bağın giderek törpülendiğine tanık oluyoruz. Yine de mizojinik yaklaşımların ve uygulamaların günümüzde tamamen kaybolduğunu söyleyemeyiz. Onun yerine, kadının yüzlerce yıllık görünmez statüsünün seviye atlayarak görünüre evirildiği fakat bu görünürlüğün birçokları tarafından tehdit olarak algılandığı sonucuna varılabilir. Hala erkekmerkezcilik özelliğine haiz olan yönetimlerin bu tehdidi kontrol etmek için açıkça çeşitli yasaklara ve denetimlere başvurduğu görülebilir. Bu bağlamda feminist hareketin mizojiniyi zaman içerisinde zayıflatacak kadar güçlendiğini fakat cinsiyetçiliği ve ona bağlı olumsuz etkileri tamamen ortadan kaldırma yolunda atacak çok adımı olduğunu söylemek mümkün. Günümüzdeki kadınların Orta Çağ’da yaşamış olan hemcinslerinin makus talihini yenebilmesi dileğiyle…

Kaynakça

Ehrenreich, B., & English, D. (2016). Witches, midwives, and nurses: A history of women healers. Place of publication not identified: Last Work Press.

Holland, J. (2018). A brief history of misogyny: The world’s oldest prejudice. London: Robinson, an imprint of Little, Brown Book Group.

McCullagh, Ciaran (1993) “The Demonization of Women in Popular Culture: Some Recent Examples,” Irish Communication Review: Vol. 3: Iss. 1, Article 11.

Noddings, N. (2019). ” 2. The Devil’s Gateway”. In Women and Evil. Berkeley: University of California Press. doi: https://doi.org/10.1525/9780520911208-004

T. (Ed.). (n.d.). Thirtysomething. In Encyclopædia Britannica. Retrieved December 23, 2020, from https://www.britannica.com/topic/thirtysomething Witt, Charlotte and Lisa Shapiro, “Feminist History of Philosophy”, The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Winter 2020 Edition), Edward N. Zalta (ed.), URL = <https://plato.stanford.edu/archives/win2020/entries/feminism

Merve YILMAZ

ODTÜ İktisat bölümü lisans öğrencisi. Sanatı ve rakamları sever, onları yaşar. Aynı zamanda piyano çalıp şarkı söyler.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.