Ayasofya’nın Önemi Üzerine

Ayasofya’nın Tarihine Kısa Bir Bakış

Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti Konstantinopolis Hristiyan dünyası için vahyin coğrafyası olarak görülmekteydi. O zamana kadar eşi benzeri görülmemiş ihtişama sahip bu görkemli mabede İmparator Konstantin zamanında başlandı ve 5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlandı. 537 yılında ibadete açılan bu mabedin mimarları ise Trallesli(Aydın) Anthemios ile Miletli İsadoros’dan başkası değildi. Ayasofya Hristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesinden sonra yapılan en büyük mabettir. Tabiri caizse Ayasofya Hristiyan dünyasının Kâbe’si gibi görülmektedir.

Ayasofya Apsis Mozaiği

Ayasofya, tuğla ve kireç harcıyla yapılmış ve onun yüksek duvarları, pandantiflerle dört büyük kemere oturan basık ve görkemli bir kubbeyle taçlanmıştır. Kubbeden ve pencereden giren ışık duvarlardaki levhaların, görkemli mozaiklerin üstüne yansımaktadır. Mermer sütunların özenle işlenmiş başlıkları, kılı kırk yaran bir oran ve belirgin bir kompozisyon anlayışını gözlerimizin önüne serer. Klasik Bizans mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Aynı zamanda Ayasofya’nın değerli malzemelerinde ışığın bu denli güzel kullanılmasında Suriye ve İskenderiye kültürünün izleri görülür. Mozaiklerin yapım tarihleri ve kaliteleri de farklıdır. Bu farklılığın nedeni ise yapıldıkları dönemlerin çeşitli üslupları ve düşünce akımları arasındaki karşıtlıkların bu mozaiklerin üstüne yansımasıdır .

Fatih Sultan Mehmet 29 Mayıs 1453’te İstanbul’u fethetmesinin ardından Ayasofya 3 gün içinde camiye çevrilerek namaz kılınacak hale getirildi. Kilise olan bu yapının hiçbir özelliği bozulmadı, aynen muhafaza edildi çünkü Osmanlı’nın dini inançlara olan saygısı yüksekti. Fethettiği yerlerdeki insanların özgürce ibadetlerini yapmasına izin vermesi fethi daha da önemli bir hale getirmişti.

Ayasofya Mihrabı ( Fotoğraf/ Caner Cangül)

Ayasofya camiye dönüştürüldükten sonra asıl yapısı korunarak bazı değişiklikler yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde mozaik resimler görünmeyecek biçimde badanayla örtülmüştür. 4. Murad döneminde ince bir işçilikle mermer minber ve büyük kubbenin altına vaiz kürsüsü yapılmıştır. Levhaları ise 19. Yüzyılda ünlü hattat Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılmıştır.

Ayasofya en önemli onarımı Sultan Abdülmecid döneminde gördü. 1847-1849 yılları arasında büyük kubbe demir çemberlerle sağlamlaştırıldı. Mihrap ve minber onarıldı.

Ayasofya’nın İbadete Açılması Hakkındaki Tartışmalar

Ayasofya’da mozaiklerin ortaya çıkarılması için yapılan çalışmalar.

Cumhuriyetin ilanından sonra cami olarak kullanılmaya devam etse de, Ayasofya 1931’de kapatıldı. 1931’de Amerika Bizans Enstitüsü’nün kurucusu Amerikalı arkeolog Thomas Whittemore, Ayasofya’daki mozaiklerin tekrar ortaya çıkarılması için Türkiye’deki yeni yönetimden izin istedi. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği izin sonrası başlayan çalışmalar 15 yıl sürdü ve 1947’de tamamlandı(Ayasofya neden önemli ve tartışma yaratıyor?, 2020).

1991 yılına gelindiğinde ise Ayasofya’nın ana binasının dışında bulunan ve padişahların dinlence yeri olan Hünkâr Kasrı ibadete açıldı ve buraya 2016’da imam atandı. Hünkâr Kasrı’nda 5 vakit namaz ve bayram namazı kılınmakta ve ezan okunmakta. 2005’de Sürekli Vakıflar ve Tarihi Eserler Çevreye Hizmet Derneği tarafından 1934 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açıldı. Danıştay ise bu talebi reddetti(Ayasofya neden önemli ve tartışma yaratıyor?, 2020).

Ayasofya’nın cami olmasına İslami yönden bakacak olursak içinde resim ve mozaiklerin bulunduğu yerlerde ibadet edilmesinin caiz olmadığı sıklıkla söylenilen bir husustur. Peki, ibadete açılırsa ne olacak? 15 yüzyıllık mozaikleri sıvayla mı örteceğiz? Bu sorular Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a da sorulmuştur. Açıklaması: “Biliyorsunuz, Ayasofya’nın mülkiyet yönünden tasarrufu Vakıflar Genel Müdürlüğü uhdesinde. Biz dini hizmetlerle ilgileniyoruz. Ancak Ayasofya’da bulunan mozaik ve resimlerle ilgili kişisel görüşüm yerine Din İşleri Yüksek Kurulu’nun kararı önemli olacaktır. Elbette oradaki tarihi eserlerin korunması ve tarihi eserlere zarar verecek bir durum olmaması önemli. Bu konuda yazılı başvuru yapıldığında, kurul bir karar açıklayacaktır.”(Görmez, 2020). Aynı husus keza eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e de sorulmuştur. O da “… Şimdi geleyim Ayasofya’daki mozaiklerin ibadete engel bir durum olup olmadığına… Önce şunu söyleyeyim: Hiçbir ilmihal kitabında ‘Resim olan yerde namaz kılınmaz’ diye bir ibare bulamazsınız, sadece mekruhtur, yani tercih edilmemesi istenir. Ayrıca kıble yönünde resimler olmadığı için ibadet etmeye bir engel yok.” (Görmez, 2020) demiştir. Burada yapılmak istenen İslam’ın işlerine geldiği gibi yorumlanmasından başka bir şey değildir.

Bir başka değinmek isteyeceğim bir konu ise buradan elde edilen gelirdir. Turizme katkısı yadsınamaz bir boyutta olan Ayasofya’yı gazeteci İsmail Saymaz’ın son paylaştığı verilere göre 2019’da 3.727.361 kişi ziyaret etmiştir. Eğer Ayasofya ibadete açılırsa giriş ücretinin 100 TL olduğu düşünüldüğünde yaklaşık 400 milyon TL ‘den feragat edilmiş olacaktır. Böylesi işsizliğin arttığı ve gelir kaybının yüksek olduğu COVID-19 döneminde sadece camiye çevirmenin ve siyasi hamasetle turizmi göz ardı etmenin ne kadar doğru bir yaklaşım olacağı da tartışmalıdır.

( Çizim/ Harshad Arole )

Tarihi ve turistik açıdan önemli olan Ayasofya hakkında karar alırken çok yönlü düşünülüp ona göre karar verilmelidir. Günü kurtarmak adına siyasi hamasetle iş yapılmamalıdır. Kaldı ki zaten hem müze olarak ziyaret edilebiliyor hem de ibadete açıktır. Unutulmamalıdır ki bir milletin varoluş mücadelesi tarihten beslenir. Bu mücadeleyi sürdürmek adına tarihimize ve kültürel mirasımıza sahip çıkmak en mühim görevlerimizden bir tanesi olmalıdır.

Kaynakça

Ayasofya neden önemli ve tartışma yaratıyor? (2020, Haziran 30). BBC News Türkçe: https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-47728137 adresinden alındı

Erbaş, A. (2020, Haziran 12). Ayasofya’daki mozaikler ve ibadet. (N. Şener, Röportaj Yapan)

Görmez, M. (2020, Haziran 12). Ayasofya’daki mozaikler ve ibadet. (N. Şener, Röportaj Yapan)

Yararlanılan Kaynaklar

Temel Britannica Ansiklopedisi Cilt 1 (2003)

Sanat Tarihi Ansiklopedisi Cilt 1 (1975)

Fotoğraflar

Travel photo created by rawpixel.com – www.freepik.com

Mustafa Emre ÇAKIR

Karatay Üniversitesinde Hukuk Fakültesi lisans öğrencisiyim. Aynı zamanda tarihe, teknolojiye ve video oyunlarına hayran bir yazarım.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.