Bağımsızlığın Bedeli: Haiti

Herhangi bir tarih kitabına baktığınızda veya insanlara; Amerika kıtasında bağımsızlığını kazanmış ilk ülkeyi sorduğunuzda, alacağınız cevap değişmeyecektir: ABD. Her ne kadar bu konuda bir ilke imza atmış olsa da tarihte Amerika’nın içindeki belirli bir kesimin bağımsızlığından ne yazık ki söz edilemez. 1787 Anayasası’nın hazırlanıp imzalanacağı dönemlerde, özellikle Amerika’nın Güney kısmında (Güney Carolina ve Virginia başta olmak üzere) kölelik devam etmekteydi. Çoğu Güneyli kurucu önder geçimini kölelerin sırtından kazanmaktaydı. Haliyle, Güneyin desteğini de almak için anayasada siyahi bir bireyin beyaz bir bireyin ancak beşte üçüne denk olduğu kararlaştırılmıştı (Philbrick, 2018). Başka bir örnek ise İngiltere. Aynı şekilde köleliği ilk kaldıran ülkenin İngiltere olduğu düşünülse de siyahi bireylerin özgürlüğünü kazandığı bölge; kölelerin ilk ve tek devleti olan Haiti devletidir.

Daha hezimete uğramamış ve Avrupa’da giderek yükselen Napolyon’un ordularını, İngiltere’yi ve İspanya’yı yenerek Avrupalıları yenilgiye uğratmış olsa da Haiti; bunun cezasını çok ağır ödemiştir. Öyle ki Avrupalılar bunu kendilerine bir saygısızlık olarak görüp ‘’barbar siyah’’ların kendi devletlerini yönetebileceğini akıllarından bile geçirmemiştir. Haiti ve halkının ilerlemesine hiçbir şans tanımamışlardır. Haiti, kazandıkları bağımsızlığın sonuçlarını bugün bile yaşayan bir halkın devletidir. Peki bugün bile etkilerini gördüğümüz bağımsızlığı Haiti nasıl ve neden kazanmıştı?

Devrim Öncesi: Avrupalılar ile Karşılaşma

İspanya ile Karşılaşma

Her ne kadar Haiti Devrimi siyahi bireylerin mücadelesi olsa da ada halkı Avrupalılar öncesinde aynı ırktan oluşmuyordu. Coğrafi keşifler başlamadan ve Avrupalılar adayı işgal etmeden önce, adada etnisite esas olarak Taino ve Ciboney olarak bilinen Arawak halkından oluşmaktaydı. Balıkçılık ve çiftçilik ile hayatlarını geçindirip barış içinde yaşayan bu halkın yaptığı en büyük hata ise gelen Avrupalıları arkadaşça karşılamalarıydı. Aralık 1492’de bu topraklara ayak basan Christopher Columbus; yerlilerin onu altın takılar ve türlü hediyeler ile karşılamasıyla bu bölgede altın madeni olabileceğini düşünüp gemilerin seferlerini artırmaya karar verdi (Macleod, 2021). Adada altın madeninin olmadığını gördüklerinde ise burayı devrimin gelişiminde de çok önemli olacak plantasyon alanı olarak kullanılması kararlaştırmış. Artık ada İspanya’nın hakimiyeti altına girerek ‘’La Isla Española/Hispaniola’’ adını almıştı. Avrupalıların beraberinde getirdiği ateşli silahlar yerlileri bastırmak için kullanılmış. Yerli halk kendi topraklarında köleleştiren ilk toplum olmuştur.

Haiti ve Columbus
Yerlilerin Columbus’u Karşılaması (Görsel/https://haitihub.wordpress.com/)

Yerli halkın kendi topraklarında köle durumuna düşmesinin yanı sıra Avrupalıların getirdiği ve yerlilerin bağışıklığı bulunmayan çiçek hastalığı gibi hastalıklar; popülasyonun giderek azalmasına ve köleliğin başka bir ırka devredilmesine yol açtı. Ancak çok geçmeden Hispaniola, İspanyollar için daha az ilgi çekici bir duruma geldi. Zira Karayipler’in diğer bölgeleri o dönemlerde İspanyollar için daha karlıydı. Bu sebeple, adanın günümüzde Dominik Cumhuriyeti olarak bilinen kısmında yerleşimlerini koruyup, Haiti bölgesini zamanla neredeyse ıssızlığa mahkûm ettiler.

Fransa ile Karşılaşma

17. yüzyıla geldiğimizde ise Avrupa’nın kolonyalist ülkeleri korsanlara sponsor olmaya başlamıştı. Bu korsanlık aktiviteleri temelinde spesifik bir Avrupa ülkesi için çalışan ve rakip ulusların nakliyesini engelleyen serbest denizcilerden oluşmaktaydı. Görüldüğü üzere bu tür bir korsanlık sadece ganimet almak ile ilgili değildi. Bu denizciler elbette karalara yerleşmek ile ilgili bir sorun yaşamayacaklardı. Fransız korsanlar; Tortue Adası’na ve Hispaniola’nın batı ucundaki diğer adalara üsler kurmaya başlayıp zamanla tarlalar da dahil olmak üzere kalıcı yerleşimler geliştirdiler (Macleod et al., 2021). Sonuç olarak 1697’de Rijswijk Anlaşması ile birlikte İspanyollar demografisini tamamen alt üst ettikleri adanın batı kısmını Fransa’ya devrettiler (Fick, 1990). Doğu İspanyol Kısım Sonto Domingo, Batı Fransız kısım ise Saint Domingue olarak adlandırıldı. Tarlalarda çalışacak insanlara ihtiyaç duyulduğunda ise Fransızlar yüzlerini bu sefer Afrika’ya döndüler.

Fransız Kolonisi Altında Saint-Domingue

Fransız köle sistemi oldukça acımasızdı. Afrika’dan getirilen çoğu insan gemideki insanlık dışı koşullardan dolayı yolda hayatını kaybediyor; karaya ulaşanlar ise çalışma koşullarına dayanamıyordu. Devrim öncesi adada yaşayan halkın %90’ı kölelerden oluşmaktaydı. Bu köleler, o dönemlerdeki en karlı ürün olan şekeri üretmek için 18 ila 20 saat arasında çalışıyordu (Rose, 2006).

Haiti ve Kölelik
Kölelerin Çalışma Koşulları (Görsel/http://www.mixedracestudies.org/)

Bu bağlamda isyanın çıkma nedenini anlamak zor değildir. Ancak devrim ilk başta köleler tarafından değil; Saint-Domingue’deki farklı sosyal sınıflar nedeniyle çıkmıştır. Kölelerin dışında adada 3 farklı sınıf daha bulunmaktaydı. Her sınıfın şikâyet etmek için kendince sebepleri vardı.

Büyük Beyazlar (Grand Blanc)

  • Elit tüccarlar ile birlikte toprak ve köle sahibi Fransızlardan oluşan Büyük Beyazlar; Fransız Devrimi sonrasında kölelerin çalışma şartlarının iyileştirilmesine oldukça karşıydı. Ayrıca o dönemin Fransa’sında ticaret ile ilgili yeni yasalar çıkmıştı. Bu yasalar da Büyük Beyazların gelirlerini önemli derecede kısıtlamıştı.

Özgür Renkliler (Gens de couleur libres)

  • Afrikalı bir anne ve Avrupalı bir babaya sahip bu melez bireyler, kendi topraklarına; dolayısıyla kendi kölelerine sahiplerdi. Bunun dışında orduda da üst rütbelerde bulunabilen Özgür Renkliler; sahip olduğu avantajlara rağmen hala beyazlar tarafından aşağıda görülmekteydi, belirli haklardan mahrumlardı.

Küçük Beyazlar (Petit Blanc)

  • Zanaatkar olan bu kesim, beyaz olmanın verdiği avantajlara sahip olamamaktan yakınmaktaydı. Onlara göre siyah bireylerin bir kesiminin kendilerinden üstün olması kabul edilemezdi.

Köleler

  • Afrikalı bireylerden oluşan bu sınıf, plantasyon alanlarında acımasızca çalıştırılan veya köle olmaktan kaçıp dağlarda adada kalan sayılı yerli halk ile yaşayan ‘’Maroon’’lardan oluşmaktaydı. Takdir edersiniz ki konu şikâyet etmek veya daha fazla hak ve özgürlük istemeye geldiğinde bunu en fazla hak eden sınıf kölelerdi.

Haiti Devrimi

Devrimin oluşum sürecinde Fransız Devrimi’nin yıkıcı ve yapıcı etkilerinden söz etmek mümkündür. İlk olarak anakaradaki iktidar değişiklikleri, Haiti yönetiminde de güç boşluğu olmasına yol açtı. Kurulu düzenin sarsılması, kargaşayı daha da artırdı. Yapıcı etki ise devrimin üç önemli idealiydi: Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik. Bu ideallerden etkilenen ilk Özgür Renkli belki de Vincent Ogé idi. Kendisi Fransa’ya gittiği dönemlerde gördükleri karşısında Ulusal Meclis’ten siyahlar için de oy hakkı gibi belirli haklar talep etti. Bu isteği Fransa’da her ne kadar karşılıksız bırakılmamış olsa da durum Saint-Domingue’de aynı değildi. Dönemin Haiti/Saint-Domingue valisi bu teklifi reddetti ve Ogé bu tavır karşısında isyana kalkıştı. Bu isyanın karışıklığı artırdığı için devrimi etkileyen olaylardan biri olduğunu söylemek mümkündür.

Gerçek isyan ise Ağustos 1791’de bir voodoo seremonisinde Dutty Boukman önderliğinde başladı. Bu isyan birçok plantasyon alanında patlak verdi (Ghachem, 2012). Ancak Devrimin önderi Boukman değil, Toussaint L’ouverture idi. Devrim öncesinde de bir general olan L’ouverture; kölelerin Fransız birliklerinin saldırılarına dayanabilecek disiplinli bir orduya dönüşmesine öncülük etti.

Haiti Devrimi ve L’ouverture

Avrupa’da ise farklı sıkıntılar yaşanmaktaydı. 1793’te 16. Louis’nin idamı ile birlikte İngiltere ve İspanya Fransa’ya savaş açmış; böylece Saint-Domingue’deki çatışmaya yeni aktörler katılmıştı. Avrupalılar arasındaki savaşın kazanılması ise belirli bir ölçüde siyahilere bağlıydı. Hangi ülkenin ne vaat ettiği önemliydi. Örneğin İspanya Krallığı siyahları: ‘’İspanyol kralı tarafından özgürlüğü tanınmış ve kendilerini özgürleştirilmiş bireyler’’ olarak nitelendirmişti. Bu nedenle kısa bir süreliğine L’ouverture ve ordusunun desteğini kazanmıştı. Ancak 1794’te Fransa Ulusal Meclisi’nin kolonideki kölelerin özgürlüğünü tanıması ile L’ouverture; bu sefer Fransızların tarafına geçti (Fick, 1990).

İspanya sorunu 1795’te çözülürken, İngiltere’nin ise adadan çekilmesi Fransızlar sayesinde değil adadaki ordu sayesinde gerçekleşti. L’ouverture; Jamaika’da çıkması beklenen herhangi bir ayaklanmaya destek olmayacağını taahhüt etmişti. Bu sayede İngiltere’nin de bu savaştan ayrılmasını sağlamıştı. Görüldüğü üzere devrim liderleri için o dönemlerde kendi bağımsızlıklarını ve ekonomik güçlerini kazanmak diğer siyahi halklara yardımdan daha önemliydi. 1800’e geldiğimizde adadaki diğer tüm otoriteleri dağıtmış olan L’ouverture, Napolyon tarafından Saint-Domingue ordusunun başkumandanı olarak atandı.

L’ouverture’ün 1803’teki ölümünden sonra, köleliğin geri dönüşüyle ilgili şüpheler ivme kazanmıştı. Ayrıca, Fransa’nın empoze etmeye çalıştığı yeni silahsızlanma politikaları “savunma potansiyellerini yok etmek” anlamına geliyordu. Bu durum büyük bir tepkiyle karşılandı. Böylece, devrimin ikinci aşaması, şimdi Jean-Jacques Dessalines’in önderliğiyle başladı. “Yerli Ordu (Armée Indigène)’’ toplandı ve savaşlarının ikinci bölümü için kırmızı-mavi bir amblemi kabul etti. Bazı tarihçilere göre bu amblem, Fransız bayrağının ‘’beyaz’’ kısmının çıkarılması ile ortaya çıkmıştı.  Gerilla gruplarıyla savaşan yerli Ordu; sayısal üstünlüğünden dolayı düzenli orduya göre önemli bir avantaj elde etti. Yukarıda da bahsedildiği üzere sadece köleler adanın %90’ını oluşturmaktaydı. Kasım 1803’teki son savaştan sonra, Fransızlar son kez kaybetti. Ardından ordudan Saint-Domingue’den ayrılmak için on gün talep etti. Sonunda, yeni adıyla Haiti 1 Ocak’ta bağımsızlığını ilan etti.

Devrim Sonrası & Günümüzde Haiti

Beyaz ve köle sahibi dünya, Haiti devrimcilerinin Fransa’ya karşı kazandığı zaferle tamamen şok olmuştu. Giriş kısmında da değinildiği üzere Avrupa ve ABD Haiti’nin bağımsızlığını tanımayı reddetti. Bunun sonucunda Haiti ile ticari ilişkileri kesti. Ancak koparılan bağlar sadece ticari değildi; zira Sanayi Devrimi veya demokratikleşme süreci de Haiti’ye ulaşamadı. Ülke gelişmelerin yaşandığı çağda arka planda kaldı. Üstelik Fransa’nın adanın bağımsızlığını tanıması için vereceği sayısız tazminatlar, günümüz Haiti ekonomisinin hala neden kalkınamadığı sorusuna de bir cevap niteliğindedir. Faizlerle birlikte giderek artan borçlar, ülkeyi Fransız bankalarına bağlı kılmıştır. Dolayısıyla Haiti’de bağımsız bir ekonomi söz konusu olamamıştır. Voodoo inancı, aynı şekilde Avrupalıların ‘’uygar’’ dünyası tarafından geriliğin sembolü olarak kabul edilmiş. 19. yüzyılda bu ‘’batıl inanç’’ yasaklanmıştır (Galeano, 2011).

20 ve 21. yüzyıllarda ise kendi ülkelerinde 13 sayısını uğursuz kabul edip hiçbir yerde kullanmamaya çalışan uygar Amerikalılar görevi devralıp vaizleri aracılığı ile yine Batı dünyasının intikamını Haiti’den almaya devam etmiştir. Buna rağmen Haiti’yi böylesine bir duruma getiren sadece Batılılar değildir. Maalesef başa gelen neredeyse tüm devlet liderleri yolsuzlukla tanınmış kişilerdi. Bunun yanı sıra halkın eğitim seviyesinin bir sonucu olarak zararlı tarım uygulamaları ile toprakların giderek verimsizleşmesi de gelir getiren bir başka sektörün de sekteye uğramasına sebep oldu.

Tüm bunlara rağmen Haiti özellikle 2010’daki deprem sonrası dünya kamuoyunun dikkatini çekebilmiştir.  Panamerican Kalkınma Derneği’nin raporlarına göre (2009), Haiti’de bulunan bir milyon yoksul çocuğun yaklaşık dörtte biri (çoğunlukla kızlar); büyük şehirlerde ücretsiz ev görevlileri olarak çalıştırılmakta. Restavèks olarak adlandırılan bu çocuklar; ebeveynlerinin onlara sağlayamadıkları eğitim ve yiyecek ihtiyaçlarını bir ihtimal gönderilen bölgede bulmaları umutları ile gönderilmelerine rağmen, belki de daha kötü koşullarda büyümek zorunda kalıyorlar. Sonuç olarak Haiti; Batı dünyasının intikamının sonuçlarını hala yaşayan ve dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan bir ülke haline gelmiştir.

Kaynakça

Fick, E. (1947). The making of Haiti: The Saint Domingue revolution from below. Knoxville : Tennessee Üniversitesi Yayınları, c1990. http://hdl.handle.net/2027/heb.04574.0001.001.

Galeano, E. (2011, Eylül). Haiti, pais ocupado. [Video]. https://www.youtube.com/watch?v=InzT6QzpNfo

Ghachem, M. (2012). The Old Regime and the Haitian Revolution. Cambridge: Cambridge Yayınları. doi:10.1017/CBO9781139050173

MacLeod, M. J. , Girault, . Christian Antoine , Lawless, . Robert and Ferguson, . James A. (2021, January 22). HaitiEncyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/place/Haiti

Pan American Development Foundation. (2009). Lost Childhoods In Haiti: Quantifying Child Trafficking, Restavèks & Victims of Violence.  https://resourcecentre.savethechildren.net/library/lost-childhoods-haiti-quantifying-child-trafficking-restaveks-victims-violence

Philbrick, S. (2018, Eylül 16). Understanding the Three-Fifths Compromise. https://www.theusconstitution.org/news/understanding-the-three-fifths-compromise/

Rose, C. (2006, Mart). Africa Enslaved. Texas Üniversitesi Yayınları. https://liberalarts.utexas.edu/hemispheres/_files/pdf/slavery/Slavery_in_Haiti.pdf

Doğa AYDIN

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararasi İlişkiler bölümünde lisans öğrencisiyim. Tarih ve siyaset başta olmak üzere tüm sosyal bilimlere ilgiliyim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.