Kaosun Gölgesi Altında Kudüs’ün Tarihi ve Önemi -1-

KENTİN TARİHİ

Kudüs Müslüman, Yahudi ve Hristiyanların kutsal saydıkları çok eski bir şehirdir. İlk önce Mısırlıların yönetimi altında kalan kenti, MÖ 1000 dolaylarında ele geçiren Hz. Davud Kudüs’ü Yehuda Krallığı’nın başkenti yaptı. Hz. Davud’un oğlu Hz. Süleyman MÖ 957’de burada Kudüs Tapınağı’nı kurdu. Daha sonraki yüzyıllarda Kudüs birçok kez saldırıya uğrayarak yakılıp yıkıldı. MÖ 63 yılında Roma İmparatorluğu’nun korumasına giren kentte büyük çapta tadilatlar yapıldı. Buna rağmen MS 66’da Romalılara karşı bir ayaklanma başlayınca kentin büyük bir bölümü Roma ordusunca yıkıldı.

Yahudiler MS 132’de ikinci kez ayaklandı. Romalılar Kudüs’ü yerle bir edip, Yahudilerin girmesinin yasak olduğu yeni bir şehir kurdular. 614’de Sasanilerin saldırısına uğrayan Kudüs tekrar yıkıldı. 4 Halife Dönemi’nde Hz. Ömer tarafından Arapların eline geçti. Uzun bir zaman Arap yönetiminde kaldı. 10. yüzyılda Fatımiler Kudüs’ü ele geçirdi. Fatımilerin egemenliği ise 130 yıl sürdü.

HAÇLI SEFERLERİ

1095 yılında Fransa’nın Clermont şehrinde Papa II. Urban’ın çağrısıyla toplanan Konsil Haçlı Seferleri için karar almıştı ama asıl sebep Bizans İmparatoru 1. Aleksios’un Papa’dan yardım istemesiydi. Clermont Konsili sonucunda Haçlı Seferleri’nin en temel düşüncesi atıldı. Hatta Papa sınıf ayrımı gözetmeksizin karşılaştığı her topluluğu Müslümanlara karşı birleşmeye çağırdı. Bunun üzerine daha çok kırsal kesimde yaşayan yarı aç yarı tok köylüler çağrıya cevap verdi ve sefere katıldılar.

Kudüs ve Haçlı Seferleri
Birinci Haçlı Seferi sonunda Kudüs’ün ele geçirilmesi.

Birinci Haçlı Seferi’nin ilk dalgası dediğimiz, Halkın Haçlı Seferi olarak da isimlendirilen sefer grubu oluştu. Bu sefer grubu yaşlılar, keşişler, papazlar, köylüler ve onların ailelerinden oluşmaktaydı. İçlerinde çok az savaşmayı bilen şövalye vardı. Başlarında ise Amiensli Fransız Keşiş Pierre vardı. Bunun haberini alan Bizans İmparatoru telaşlandı ve sefer grubunun Konstantinapol’e gelirken çevre yerleşimlere zarar vereceğini anladı. Nitekim öyle de oldu. Halktan pek çok hırsızlık, taciz, yağma gibi şikayet geldi. Sonradan İmparator ordusunu gönderdi ve bu disiplinsiz güruhun geçeceği yolu planladı. Anadolu’ya geçen bu grup anlaşmazlığa düşerek ikiye ayrıldı. Zayıf düşen bu grupları avlamak Anadolu Selçukluları için pek zor olmadı.

Birinci Haçlı Seferi’nin ikinci dalgası Baronların Haçlı Seferi olarak adlandırılmaktadır. Avrupa’nın önde gelen kontları bu sefere katılmışlardır. Birinci Dorileon Muharebesi’nde Anadolu Selçukluları’nın düzenli ordusunu yenilgiye uğratarak kendilerine güvenlerini tazelediler. Ayrıca seferden ayrılan Bolognalı Baudouin kendi ufak ordusuyla Edessa(Şanlıurfa) üzerine yürüyerek çeşitli veraset ve hilelerden yararlanarak burada kendi krallığını kurdu(Runciman, 1986).  Geri kalan Haçlı Ordusu Antakya’ya yürüdü ve yaklaşık bir yıllık kuşatmanın sonucunda bölgeyi ele geçirdi. Antakya Prensliği isimli devlet kurup Kudüs’e yürüdü. 8 günlük bir kuşatmanın ardından Kudüs’ü de ele geçirdi.

Müslümanlar Mescid-i Aksa Camisi’ne, Yahudiler Ağlama Duvarı’nın kenarında bulunan sinagoglarına sığındılar. Buraya sığınanların hepsi katledildi. Hatta rivayete göre öldürülenlerden akan kanların Haçlıların ayak bileklerine kadar geldiği ufak bir gölcük oluşturduğunda da bahsedilir. Yaklaşık 70 bin Müslüman ve Yahudi katledilir(Çay, 2009) . Daha sonra Kudüs Krallığı kurulur.

Haçlı Seferlerinden Sonraki Durum

Kudüs 1187’ye kadar Haçlıların elinde kalır. 1187 yılında Selahaddin Eyyubi komutasındaki ordu önce Kudüs Krallığı’nın ordusunu dışarı çeker. Aç ve susuz bırakır. Tuzağa düşen ordu katledilir. Neredeyse krallığın tüm ordusu yok olur. Kudüs Krallığı’nın o zamanki kralı Guy de Lusignan’ı affeden Selahaddin Eyyubi Kudüs’e yürür. Yaklaşık 12 gün süren kuşatmanın ardından şehri teslim alır. Haçlıların aksine kin gütmeyerek intikam almaz. Zaten kendisinin de şehri yağmalamak istemediği söylenilir.

Kudüs ve Memlük Hakimiyeti
Memlük Devleti

Eyyubiler Devleti’nin yıkılmasından sonra şehir Memluk Devleti’nin eline geçer. Fatih Sultan Mehmet döneminde başlayan çeşitli sıkıntılar artarak devam eder ve çeşitli savaşlar yaşanır. İki taraf da üstünlük sağlayamaz. 1485-1491 yılları arasında süren savaşlar ateşkes antlaşmasıyla sonlanmıştır. Ta ki 1516’ya kadar, yapılan muharebede Memlüklüler yenilir ve Yavuz Sultan Selim Kudüs’e girer. Kanuni Sultan Süleyman eski kentin surlarının büyük bölümünü yeniler. 1918’e kadar Osmanlı hakimiyetinde kalan şehir İngiliz birliklerince işgal edilir ve İngiliz Manda Yönetimi’ne bırakılan Filistin’in başkenti olur.

2. Dünya Savaşı’ndan Sonraki Durum

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşmiş Milletler Kudüs’ün uluslararası bir kent durumuna getirilmesini önerdi. Birleşmiş Milletlerin bu kararına İsrail ve bölgedeki Arap ülkeleri karşı çıktı. 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti kuruldu. Kuruluşunun hemen ardından şehrin batı bölümünü kendi topraklarına kattı. Surlarla çevrili eski kent ve tarihsel Yahudi yapılarının bulunduğu kısmı 1950’de şehrin batı kısmıyla birlikte ülkenin başkenti ve yasama organı Knesset’in merkezi olduğunu ilan etti. 1967’deki Arap-İsrail Savaşı’nda Ürdün’ün elinde olan doğu kısmı da İsrail’in eline geçti. İsrail bütün kenti başkent ilan etti. Türkiye başta olmak üzere pek çok ülke tanımadı.

Eski kentte Müslüman, Yahudi, Ermeni ve Hristiyan mahalleleri ile çok sayıda tarihsel yapı bulunmaktadır. Eski Kudüs sarp tepeler ve vadiler üzerine kurulmuş bir şehirdir.

Semavi Dinler İçin Önemi

Kudüs ve Dini Önemi
Kubbet’üs Sahra (Fotoğraf/Arwa Ibrahim,Al Jazeera)

Şehrin güneydoğu köşesinde Tapınak Dağı adı verilen yüksekçe bir düzlük vardır. Müslümanların Harem-üş-Şerif adını verdiği yapı bulunur. Tapınak Dağı’ndaki en önemli yapıt Hz. İbrahim’in kurban kestiğine inanılan Sahra(Hacer-i Muallak) adlı taşın üzerini örtecek biçimde yapılmış olan Kubbet’üs Sahra’dır.

Hacer’i Muallak(boşluktaki taş) adıyla anılan 18X13.5 metre büyüklüğündeki taştır. Hristiyanlar ve Musevilerce de kutsal sayılır. Cennetten çıktığına inanılan taşa ilişkin pek çok rivayet vardır. Hz. Muhammed ve Hz. Ömer’in de sancakları bulunmaktadır bu bölgede. Aynı zamanda Hz. Hamza’nın kalkanı da bulunmaktadır.

Yahudiler için en önemli kutsallarından biri olan Ağlama Duvarı Mescid-i Aksa’nın hemen altında yer almakta ve Hz. Süleyman tarafından yapılan tapınağa ait olduğu düşünülmektedir. Yahudilerin en kutsal mekânı ise burasıdır. 

Kudüs ve Dini Yapılar
Kutsal Kabir Kilisesi’nin Girişi (Fotoğraf/Berthold Werner)

Hristiyanların Kudüs’te en çok önemsedikleri kısım ise eski kentteki Kutsal Kabir Kilisesi’dir. Kuzeybatıda bulunan bu kilise Hz. İsa’nın çarmıha gerildikten sonra gömüldüğüne inanılan yerde yapılmıştır. Hristiyanlığı kabul eden ilk Roma İmparatoru Constantinus’un 330 yılında yaptırmış olduğu bu yapı, sonradan birkaç kez onarıldı. Ayrıca Hz. İsa çarmıha gerilmeden önceki saatlerini geçirdiği Zeytin Dağı eteklerindeki Getsemani Bahçesi’nde tutuklanmış ve yargılama yapılmaya götürülmüştür.

Son Notlar

Tüm bunlar Kudüs kentinin ne denli önemli olduğunu gösteriyor. Tüm dinler için çok yüksek öneme sahip bu kent bölgeyi bölgeye anlamak adına kilit noktalardan bir tanesidir. Bu bölgede yapılan savaşları ve meydana gelen olayları anlamak bakış açımızı genişletecek ve Ortadoğu hakkında bizlere daha sağlıklı bir görünüm sunacaktır.

Kaynakça

Çay, A. M. (2009). Haçlı Seferleri ve Anadolu’da Haçlı Devletleri. Türkiye Kültür Portalı: https://www.kulturportali.gov.tr/mrepo/eKitap/eb-HacliSeferleriveAnadoludaHacliDevletleri/index.html adresinden alındı

Runciman, S. (1986). Haçlı Seferleri Tarihi: I. Cilt Birinci Haçlı Seferi ve Kudüs Krallığının Kuruluşu. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Yararlanılan Diğer Kaynaklar

Temel Britannica Ansiklopedisi

Mustafa Emre ÇAKIR

Karatay Üniversitesinde Hukuk Fakültesi lisans öğrencisiyim. Aynı zamanda tarihe, teknolojiye ve video oyunlarına hayran bir yazarım.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.