Sicariiler ve Terörizm

Geçmişten günümüze birçok kavram gerek derecelendirme gerekse içeriği açısından değişikliğe uğramıştır. Bu yazıda terörizm kavramının ne denli bir değişikliğe uğradığı ve yapılan eylemler doğrultusunda tarihin ilk teröristleri olarak anılan Sicariilerin bu terör tanımına uyup uymadığını ele alacağız.

Tanım ve Tarihçe

Latince’de ‘’terreo’’ olarak başlayıp anlamını Fransızca hali olan ‘’terreur’’ ile kazanmış olan bu kavram, en basite indirgendiğinde korku ve dehşet anlamına gelir. Kavram açısından ilk Fransa’da kullanılma sebebi ise Fransız İhtilali sonrasında iktidarı ele alan Jakobenlerdir. ‘’La Terreur’’ adlı bildiri ile başlattıkları bu kanlı dönem, sivil huzursuzluğu ve dış güçlerin Fransa’ya olan müdahalesini önlemek amacıyla binlerce kişinin, sonrasında ise bu durumu yaratanların giyotin ile idam edilmesi ile son bulmuştur. Devrimci Terör şeklinde adlandırılan Fransız Terör Dönemi ilk olsa da son değildir. Başka bir örnek vermek gerekirse Karl Marx; terörü, devrimin lokomotifi olarak görmüş(Bal, 2003) ve ‘’Viyana’daki Karşı Devrim Zaferi’’ adlı makalesinde ise şiddetin, eski toplumun ölümü ve kanlı doğum sancılarını kısaltmak veya basitleştirmek için tek yol olduğunu savunmuştur(Marx, 1848). Sonralarında Vladimir Lenin’in de Jakobenlerin yöntemlerini haklı gördüğü ve Bolşeviklere yapıştırılan Jakobenler etiketini benimsediği de bilinmektedir.

Fransız Devrimi

Örneklerde de görüleceği gibi, İhtilal’den önce ya da sonra yaşanan terör etiketli olayların çoğunun ‘’yeni ve daha iyi bir toplum oluşturma’’ idealine karşılık geldiğini söylemek yanlış olmaz. Ancak bu ideallerin kime göre doğru kime göre yanlış olduğu da değişmektedir. Kiminin kahramanı diğerine göre terörist olarak nitelendirilirken terör kavramı için nesnel bir tanım yapmak giderek zor bir hal almıştır. Öyle ki, 1936 ve 1981 yılları arasında toplamda 109 farklı terör tanımı yapılmıştır(Schmid & Jongman, 1983). Günümüzde bile yapılan eylemlerin terörizmle bağlantılı olup olmadığı ideolojilere, dini inançlara veya etnik yapıya göre farklı biçimlerde değerlendirilmektedir.

Sicariilerin Temelleri

Kesin tarihi bilinmemekle birlikte M.S. 50’li yıllarda faaliyete başladığı düşünülen Sicarii’nin fikir temelleri kendi dönemlerinden de önceye dayanmaktaydı. Iudaia’nın (Yahudiye) doğrudan Roma hâkimiyetine girme sürecinde Romalılardan nefret eden ve bağımsızlık isteği ile yanıp tutuşan Celileli Judas, yaptıkları ve benimsediği fikirler ile Sicarii’nin düşünce temelini oluşturmuştur. Dönemin Iudaia Kralı Hirodes’in ölmesi ile birlikte Iudaia, Idumea (Edom) ve Samaria (Samarya) bölgelerinin yönetimi İmparator Augustus tarafından Hirodes’in oğlu Archelaus’a verildi(Goodman, 1987). Görevini despotça ve basiretsiz bir şekilde sürdüren Archelaus, halkın şikâyetleri üzerine görevden alınsa da sorunlar bitmemişti(Gottheil & Ginzberg, 2020). Bu sefer de merkezden yönetici atanan Iudaia bölgesi vergilerin artması sorunu ile karşı karşıya idi.

Artan vergileri hoş karşılamayan Yahudiler, sonrasında yüksek rahip Joazar tarafından sakinleştirilmişti. Burada yüksek rahipler olan, genelinde İmparatorluğa boyun eğmeyi kabul edip halktan da aynısını isteyen üst düzey Yahudilerin ve Romalıların işbirliğine dikkat çekmek isterim. İleride hedef kitle olarak karşımıza çıkacaklar. Celileli Judas’a dönmek gerekirse kendisi elbet vergiyi bir haraç olarak görmekte ve kölelikten bir farkı olmadığını savunmaktaydı. Dönem hakkındaki bilgilerin büyük kısmına ulaşmamızı sağlayan tarihçi Josephus, Judas’ın fikirlerinin hâlihazırda bulunan üç mezhepten ayrıldığını belirterek bu öğretilere ‘’dördüncü felsefe’’ adını vermişti. Bu yeni öğreti; Ferisi mezhebi ile uyumlu olsa da tek liderin Tanrı olduğuna inandıkları için kral, imparator vb. unvanları hiçe sayıp özgürlük ile yanıp tutuşmalarıyla Ferisilerden ayrılmaktaydı. Josephus, Judas’ın ölümü hakkında bilgi vermese de günümüz tarihçileri bu konuyu aydınlatmışlardır. Onlara göre Judas, Romalılar tarafından öldürülmüş ve bu radikal akım da etkisiz hale getirilmişti.

Ortaya Çıkış ve Faaliyetler


Judas’ın üç oğlundan biri olan Menahem, yaklaşık 40 yıllık sessizlik sonrası Romalıların bölgedeki hareketleri nedeniyle örgütü kurarak bölgeyi tekrar hareketlendirmiştir. Romalı bir memurun Kudüs’e, Roma’nın dini sembolleri ile girip aynı zamanda su kemeri inşası için tapınak fonlarına el koyması ile Kudüs halkı başta olmak üzere bölgedeki Yahudilerin huzursuzluğu tekrar başlamıştı. Karışıklığı çözmek için yönetici değişikliği yapan Roma hükümeti, verdikleri kararın yanlışlığını Sicariilerin tarih sahnesine çıkmaları ile anlamışlardı. Yeni Iudaia vekili Felix, acımasız kanunları ile hareketliliği azaltsa da Kudüs’te ortaya çıkacak yeni bir grubun da oluşumunu hızlandırmıştı.

Önceki bölümde de bahsettiğim gibi bu grubun asıl hedefi halk değil, üst düzeydeki Yahudi işbirlikçileri ve Romalılardı. Bu sebepledir ki öldürülen ilk kişi yüksek rahip Jonathan olmuştu. Bölge yönetimi için Felix’i öneren ve onunla yakın irtibatta bulunan Jonathan’ın rahiplik aristokrasisinden olması ve Romalılar ile anlaşması Sicariiler için kendisini mükemmel bir hedef haline getirmişti. Örgüt üyeleri ibadet etme bahanesi ile şehre girip Jonathan’ı öldürdükten sonra yaptıkları tüm eylemleri festivaller, ibadethaneler gibi insanların fazlaca bulunduğu yerlerde gerçekleştirdi. Böylesine kalabalık bölgelerde halkın arasına karışarak giysilerinin altına sakladıkları hançerleri ile düşmanlarını öldüren bu grup, sonrasında halktan kişilermişçesine korku ve paniğe kapılmış gibi hareket ediyorlardı. Böylece kendilerini belli etmiyorlardı.

Terör, terörizm ve sicariiler
Sİca

Gruba Sicarii adının verilmesi de kullandıkları kısa hançerden gelmektedir. ‘’Sica’’ adı verilen bu kıvrımlı hançer türü sonralarında ‘’hançerle öldüren’’ anlamına gelen Sicarii’ye evrilmişti. Uzun bir süre korku ve dehşet ile bağdaştırılan bir isim olmuştu.


Panik havası halkın her kesimini etkilemiş olsa da asıl kurbanların siyasi elitler olduğu bir gerçekti. Korumalar ile gezen, gerekmedikçe sokağa çıkmayan bu kesim; ne kadar önlem alsa da Sicariilerden kaçmayı başaramamıştı. Tutuklu örgüt üyelerini kurtarmak için rehin alma eylemine de başlayan grup, sayı bakımından tekrar güçlendiğinde Masada Kalesi’ne saldırı düzenlemişler ve başarılı olmuşlardır.

Sicarilerin Çöküşü

Kaosun hüküm sürdüğü Iudaia’da ardı ardına gelen isyanların patlak vermesi ile Sicariilerin bölgeye gelmesi bir oldu. Halkın desteğini kazanmak için borç raporlarının olduğu arşivleri yağmalayan Sicariiler, sonrasında ise Masada’daki silah deposunu alıp şehre tekrar geri döndü. Bu dönüşte Menahem kendini kral ilan edip örgüt dışı türlü katliamlar yapmış, sonrasında ise Romalılar tarafından bulunup türlü işkenceler sırasında hayatını kaybetmiştir. Lidersiz kalan grup, yaşananlardan sonra Masada’ya çekilmiş ve isyanların gelişimine katkıda bulunmayı kesmişlerdir. Romalılar’ın Kudüs’ü yerle bir edip iç savaş çıkarken tüm karışıklığın başlama nedeni olan Sicariiler ise, Masada’da kalmayı tercih etmiş ve kalenin çöküşüne kadar hiçbir şey yapmamışlardır.

Terör ve Masada Kalesi
Masada Kalesi

İsyanlar zorlukla bastırıldıktan sonra Roma hâkimiyetine boyun eğmeyen tek bölge Masada Kalesi idi. Gereken hazırlıkları yapan ve bölgeye gelen Romalılar, kaleden çıkışın olmaması için etrafa set yerleştirmiş ve kuşatmaya sonrasında başlamışlardı. İki taraf için de zorlu geçen çatışmalar sonrasında Roma zaferinin kesinleşmesi ile birlikte Roma hâkimiyetine girmek istemeyen grup; toplu intihar kararı alarak 900’ün üzerinde kadın, erkek ve çocuğun maddi varlıkları beraberinde kendilerini yakmaları ile son bir gösteri yaptılar(Hallier, 2018). Diğer bölgelerde kalmış örgüt üyelerinin de ölümü ile birlikte tüm faaliyetler son bulmuş ve Yahudiye eyaletinde yeni bir sayfa açılmıştır.

Terör Tarihinin Başlangıcı Sicariilere mi Dayanmakta?


İnsanlar arasında korku ve güvensizlik aşılayarak onları kontrol etmek, halkı sindirme yoluyla kendi düşüncelerini benimsetmek Sicariilerin hedefleri arasındaydı. Sicarilerin mevcut sistemi ve sisteme hayat veren elitleri yok etmek için yaptıkları suikast, rehin alma ve yağmalama eylemlerinin günümüzde ya da geçmişte bahsi geçen çoğu terör tanımına uyduğunu görmekteyiz. Siyasal ve dinsel amaçlarla hedef gruplara saldırmak, baskı kurmak gibi her türlü şiddet barındıran olayın Sicariiler tarafından da yapıldığı düşünülürse ‘’tarihin ilk terör grubu’’ yakıştırmasını reddetmenin yanlış bir düşünce olduğu kanısındayım. Terör tarihi örgütlü olarak Sicariiler ile başlamış olsa da, günümüzde de ne yazıktır ki varlığını sürdürmektedir.

Kaynakça

Bal, M. (2003). Savaş Stratejilerinde Terör (pp. 47-51). İstanbul: IQ Yayıncılık.

Goodman, M. (1987). The Ruling Class of Judaea: The Origins of the Jewish Revolt against Rome, A.D. 66–70. Cambridge: Cambridge University Press.

Gottheil, R., & Ginzberg, L. (2020, Eylül 18). ARCHELAUS. jewishencyclopedia: http://www.jewishencyclopedia.com/articles/1729-archelaus adresinden alındı

Hallier, M. F. (2018, Haziran 26). Tarihin İlk Teröristleri Sicariiler. gorgondergisi: https://gorgondergisi.com/tarihin-ilk-teroristleri-sicariiler/ adresinden alındı

Marx, K. (1848, Kasım 7). The Victory of the Counter-Revolution in Vienna. marxists: https://www.marxists.org/archive/marx/works/1848/11/06.htm adresinden alındı

Schmid, A. P., & Jongman, A. J. (1983). Political terrorism : a research guide to concepts, theories, data bases and literature. Amsterdam: North-Holland.

Doğa AYDIN

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararasi İlişkiler bölümünde lisans öğrencisiyim. Tarih ve siyaset başta olmak üzere tüm sosyal bilimlere ilgiliyim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.