Süveyş Krizi

Bir önceki yazımda 1948 yılındaki İsrail’in Bağımsızlık Savaşı’ndan bahsetmiştim. Bu yazımda ise çalkantılı Ortadoğu ekseninde en büyük olaylardan biri olan 1956 yılındaki Süveyş Krizi’nden bahsedeceğim. Bu olayın sonucunda artık Büyük Britanya ve Fransa küresel bir aktör olamadıklarını anlamışlar ve köşelerine çekilmişlerdir. Ayrıca bu kriz, Mısır tarihinde efsane liderlerden biri olan Nasır’ın yıldızının parladığı olaydır.

Cemal Abdul Nasır’ın İktidara Gelişi

Mısır lideri Cemal Abdul Nasır
Cemal Abdul Nasır(Fotoğraf/http://politikhane.blogspot.com/2015/07/cemal-abdul-nasr-iktidar-ve-panarabizm.html)

Nasır hem İngilizlere karşı hem de krallık rejimine karşı kurulan Hür Subaylar hareketinin liderlerinden biriydi. İsrail’in kurulmasını sağlayan ilk savaşta savaşmıştı. Sahada eğitim almıştı. Tecrübe sahibiydi. 1949 yılında kurdukları Hür Subaylar hareketi 1952 yılında amacını gerçekleştirdi ve krallık rejimini kansız bir darbeyle yıktı. Cumhuriyete geçilmişti. Yönetim artık Orgeneral Muhammed Necib ve Nasır’ın lideri olduğu Devrimci Komuta Konseyi’ndeydi. Vakit geçtikçe Nasır ipleri eline almak istedi. 1956’da başbakanlığa geldi ve tek partili sistemi getirdi. Aynı yıl cumhurbaşkanlığına seçildi. Tabiri caizse Mısır’ın tek adamı oldu.

Kendisi bir Arap milliyetçisiydi ve bu milliyetçiliği sosyalizmle harmanlayarak uygulamaya koydu. İki büyük amacı vardı: Arap milliyetçiliğini canlandırmak ve daha yeni bağımsızlık kazanmış İsrail’e karşı büyük bir tehdit oluşturmak. Bunun için de Nil Nehrine büyük bir baraj inşa etmesi gerekiyordu. Çünkü Mısır’ın sanayileşmesi gerekiyordu ve enerjiye ihtiyacı vardı. Bu baraj inşa edilirse gerekli enerji sağlanabilirdi. Bunun içinde kredi bulması gerekiyordu. Aradığı desteği IMF ve Dünya Bankası’ndan buldu. Diğer hedefi için de silahlanması gerekiyordu çünkü İsrail çok hızlı bir şekilde silahlanıyordu ve büyüyen tehdit Mısır yerine İsrail oluyordu. Bunun için Batı’ya yöneldi ancak destek bulamadı. Bu sefer SSCB’nin kapısını çaldı. Sovyetler Birliği silah satmayı kabul etti. Bunun üzerine ABD ve Büyük Britanya sinirlendi. Tepkileri gecikmedi. Verdikleri krediyi iptal ettiler. Nasır ise dünyayı şok eden bir şeye imza attı. Kredi yoksa kendi ülkesinin kaynağı vardı. Bu kaynak da Süveyş’in millileştirilmesi idi.

Dünya Şokta

Nasır kanalı millileştirdiğini şu sözlerle açıkladı:

Mısır Başkanı Cemal Abdul Nasır

Mısırlılar, Süveyş Kanalı’nı kazdılar, inşa ettiler ve kanalın yapımı boyunca 120.000 Mısırlı öldü… …Kanal Mısır’a aittir, Mısır’ındır… Cumhurbaşkanı’nın Süveyş Kanalı Uluslararası Şirketi’ni millileştirme kararı: Madde 1: Uluslararası Süveyş Kanalı Denizcilik Şirketi, Mısır Ortaklık Şirketi adıyla millileştirilmiştir. Tüm finansal varlıklar, hak ve yükümlülükler devlete, Mısır Devleti’ne devredilecektir.

Cemal Abdul Nasır

Büyük Britanya ve Fransa şoka uğramıştı. Çünkü kanal Büyük Britanya ve Fransa’nın sahip olduğu ortak bir şirket tarafından işletiliyordu ve çok küçük bir kısmı Mısırlıların elindeydi. İngiliz başbakanı Anthony Eden şu sözlerle tepkisini belli etti:

İngiltere Başbakanı Anthony Eden

Bizim kavgamız Mısır’la ya da Arap dünyasında değil, Albay Nasır’ladır. İktidara geldiğinde kendisine karşı hiçbir düşmanlık beslemedik, tersine anlaşmalar yaptık. Halkının yaşam koşullarını iyileştireceğini umut ediyorduk. Ama bize dostça yaklaşmak yerine, ülkemize karşı saldırgan bir propaganda yürüttü. Anlaşmalara sadakatine güvenilmeyecek bir adam olduğunu gösterdi.

Anthony Eden

Anthony Eden, Fransızlarla birlikte, Nasır’ın Süveyş’i kontrol etmesine karşı gerekirse silahla da olsa karşı çıkmakta kararlıydı (Süveyş krizi ve 50 yıl sonrası…, 2006).

Gizli Planlar

İngiltere ve Fransa şoktaydı. Birbirleri ile aralarında anlaşıp Süveyş’i Mısırlılara yedirmemeye kararlıydılar. İngiltere’nin bütün sömürgelerinin kalbi Süveyş’ten geçiyordu. Süveyş Kanalı sayesinde tüm petrol bütün Afrika’yı dolanmadan direk kanaldan Avrupa’ya geliyordu. Ayrıca Mısır, İsrail’in denize açılan tek kapısı Tiran Boğazı’nı kapatmıştı. Bir anda Mısır üç düşmanla karşı karşıya geldi. Gizli plan ise şuydu: İsrail, Sina yarımadasını işgal edecek. Fransa ve İngiltere ise Mısır’dan ve İsrail’den Süveyş kanalının çevresinden çekilmelerini isteyecek; Nasır bu talebi reddedince (ki reddedeceği konusunda en ufak bir tereddüt bile yoktu) Mısır, İngiltere ve Fransa tarafından bombalanacaktı. Nitekim beklendiği gibi de oldu. Ekim 1956’da İsrail Süveyş kanalına doğru harekete geçti, Fransız ve İngilizler planlandığı gibi ültimatom verdi, Nasır da beklendiği gibi ültimatomu reddetti ve İngilizler ile Fransızlar Mısır’a saldırdı.

Askeri Harekat

Mısır ve İsrail arasındaki çatışma

Savaş İsrail ordusunun 29 Ekim’de Sina Yarımadası’na girmesiyle başlar. Gizli planda yer aldığı gibi İngiliz ve Fransızlar söz konusu harekatın Süveyş Kanalı seyrüseferini olumsuz etkilediğini belirtmek ve her iki tarafın da düşmanca tavırlara son vermesi için bir uyarı (ültimatom) gönderirler. Mısır’ın reddi, Birleşik Krallık ve Fransa kuvvetlerinin 31 Ekim’de çatışmaya girmesi gereken bahaneyi yaratmış olur. Mısır hava kuvvetleri, Birleşik Krallık ve Fransız birlikleri tarafından, kanal bölgesinde henüz karadayken bombalanır ve böylece İsrail ordusunun Sina ve Gazze’de ilerlemesi kolaylaştırılır (Chaigne-Oudin, 2018). Ayrıca Fransa ve İngiltere donanması Port Said’e gitmek için limanlarından ayrılır.

Mısırlıları ezip geçen ordular Port Said’e doğru ilerlerler. Bu sırada BM toplanır ve 2 Kasım’da harekatlara son verilmesini ister. İsrail yanıt vererek durur ancak İngiliz ve Fransızlar duymamazlıktan gelirler. 5 Kasım’da paraşütçüler Port Said’i ele geçirirler ve Süveyş Kanalı’na doğru harekete geçerler ancak o sırada ABD’de Başkanlık seçimleri vardır ve Eisenhower yeniden seçilmeye çalışıyordur. İngiliz ve Fransızlar Mısır’ı gitgide daha çok Sovyetlerin kucağına atıyordur ve ABD’li politikacılar bundan hiç hoşnut değildir.

ABD ve Sovyetler Aynı Fikirde

Bölgede söz hakkının da olduğunu belirtmek isteyen SSCB ise oldukça netti. Mısır’ın yanında savaşa girme tehdidinde bulunmuştu. ABD Başkanı Eisenhower Ortadoğu’da güç dengesinin değişeceğini anlayınca olaya el attı. İsrail, Fransa ve İngiltere artan baskılara dayanamayarak ateşkes antlaşması imzalamayı kabul etti ve hemen ardından Mısır’dan çekilmeye ikna edildiler. İngiliz ve Fransızlar aralık ayında ülkeden ayrıldılar ancak İsrail 1957 Mart’ına kadar Mısır’da kaldı.

Neler Değişti?

Bu savaşta artık 19. yüzyılın hakim devletleri İngiltere ve Fransa o kadar da hakim olmadığını anladı ve dünyada istedikleri gibi at koşturamayacaklarını anladılar. Bundan sonra İngiltere yapacağı her hamlede ABD’den onay aldı. İngiltere’de Anthony Eden hükumeti istifa etti. Fransa’da ise General de Gaulle ABD’ye güvenemeyeceğini anladı ve nükleer silah yapımına ağırlık verdi. Hatta işi NATO’dan çıkarmaya kadar götürdü. Köprüleri tamamen attı. İsrail ise bir sonraki hamleyi planlamaya devam etti. Zaten BM güçleri ayrılır ayrılmaz da Altı Gün Savaşı patlak verdi. Bu işten en karlı çıkan ise Mısır ve Başkan Nasır oldu. Süveyş millileştirildi. Nasır sahada kaybetmesine rağmen masada kazandı ve Nasır Arapların idolü haline geldi. Arap halkları arasında coşkuyla isminden söz edilir oldu. Mısır en parlak dönemini yaşadı ve neredeyse tüm Ortadoğu’nun lideri haline geldi. Bir sonraki yazımda ise dengeleri alt üst eden bir başka savaşı ele alacağız. 1967 İsrail Arap Savaşı diğer adıyla Altı Gün Savaşı…

Kaynakça

Chaigne-Oudin, A.-L. (2018, Mart 02). Crise de Suez de 1956. lesclesdumoyenorient: https://www.lesclesdumoyenorient.com/Crise-de-Suez-de-1956.html adresinden alındı

Çimen, A. (2011, Şubat 02). Tarih: Nasır ve Süveyş Krizi. euronews: https://tr.euronews.com/2011/02/04/tarih-nasir-ve-suveys-krizi adresinden alındı

Süveyş krizi ve 50 yıl sonrası… (2006, Temmuz 26). bbcturkish: (http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2006/07/printable/060726_suez.shtml) adresinden alındı

Yararlanılan Diğer Kaynaklar

Temel Britannica Ansiklopedisi Cilt 1 (2003)

https://www.jewishvirtuallibrary.org/the-sinai-suez-campaign

Mustafa Emre ÇAKIR

Karatay Üniversitesinde Hukuk Fakültesi lisans öğrencisiyim. Aynı zamanda tarihe, teknolojiye ve video oyunlarına hayran bir yazarım.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.